DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Az Bulutlu

Palm Yağı Nedir: Hilal Öztürk Yazdı

Hilal Öztürk
Hilal Öztürk gıda mühendisliği bölümünden mezun olup hali hazırda Endüstri Mühendisliği okumaktadır. Hilal Öztürk, gıda mühendisliği eğitimi boyunca daha çok gıda güvenliği, gıdada bulunan mikroorganizmalar ve fito-kimyasalların insan üzerindeki etkileri üzerine araştırmalar ve okumalar yaptı. Öztürk, yine bu konular başta olmak üzere gıdanın çeşitli alanlarıyla ilgili yazılarıyla sitemizde katkıda bulunmaktadır.
19.12.2019
A+
A-

Gıdalar Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar ve Merak Edilenler 1:Palmiye (Palm) Yağı

Bütün yazılarımda gıda güvenliği, türleri ve önemi, gıda katkı maddelerinin neler olduğu, grupları ve insan sağlığı üzerindeki etkilerinden bahsetmiştik. Ancak, yeni yazımla birlikte yeni bir konuya değinmek/geçmek ve yeni bir yazı dizine başlamak istiyorum. Bu yazı dizinin ortak özelliği olarak ise gıdalar hakkında doğru bilinen yanlışlar olarak belirledim çünkü bazı konular hakkında haber siteleri, diğer internet adresleri veya televizyon gibi yayın kuruluşlarında bilgi kirliliği olabilmektedir ve buna göre, gereksiz bilgilerden arındırılmış konulardan bahsetmek istiyorum. Bu sebeple, ilk yazımın da konusunu palm (palmiye) yağı nedir ve insan üzerindeki etkilerin neler olduğu olarak seçtim.

Palmiye (Palm) Yağı Nedir?

Palm yağı, palmiye ağaçlarından türetilmektedir ve bilimsel olarak ise Elaeis guineensis Jacq. adlandırılmaktadır. Günümüzde, Borneo’dan Kolombiya’ya kadar her yerde palmiye ağaçları ve yağları bulunur [1].

Palm yağı, tarihte Güney Afrika’da A vitamini eksikliğinde ve kötü beslenmenin tedavisi için, İngiltere’de mum yağı ve pres yağ yapmak için kullanılan bir yağ olarak görülmektedir. Ek olarak, daha eski tarihlere gidecek olursak milattan önce 3000 olduğu varsayılan mezarlarda yapılan analizlerde palmitik asit, serbest veya birleşik formda gliserol, azelaik ve pimelik asit gibi karışımlar bulunmuştur. 15. yüzyılın ortalarında Avrupalıların, Batı Afrika ticareti esnasında yerel yiyeceklerde palm yağı kullandığı bilinmektedir. Günümüzde ise palm yağı, Batı Afrika’da gıda ürünlerini pişirmek için kullanılmaktadır [2]. Kısaca palmiye ağaçlarının özelliklerinden bahsetmek gerekirse;

  • Ortalama ömrü 25 yıl olan 20 metreye kadar uzayabilir.
  • Ağaç üç yıl sonra taze meyve demetleri vermeye başlar.
  • Meyve salkımındaki her bir meyve parçası, %50 yağ içerir.
  • Her bir meyve parçasının ortasındaki bir çekirdek olarak adlandırılan somun, palmiye çekirdeği yağının elde edildiği yerdir.
  • Bu yağ, yılın 12 ayı toplanabilir.
  • Her ağaç hektar başına 10 ton taze meyve demeti üretebilir.
  • Ortalama 3.9 ton ham palmiye yağı ve hektar başına 0.5 ton palmiye çekirdeği yağı elde edilebilir.
  • Palmiye çekirdeği öğütücü işleminden gelen artık lif, palmiye çekirdeği çıkarıcısı adı verilen bir ürün sağlar. Bu, hayvan yemlerinde kullanılır, ancak kağıt veya gübre gibi ürünler yapmak için de kullanılabilir.
  • Bu yağ, diğer yağ üreten ürünlerden 10 kat daha az toprak gerektirir [3].

Palmiye (Palm) Yağı Besin değerleri

Bu tür tropikal palmiye ağacının meyveleri, yüksek beta-karoten içeriği sayesinde kırmızımsı bir renge sahiptir [4].

Palm yağı, tekli doymamış ve çoklu doymuş yağ asitlerini içermektedir. Mitra ve Mukherjee (2009) tarafından yazılan makalede bulunan tablo ile Delisle H (2017) tarafından hazırlanan tablodaki, yağ asit içerikleri karşılaştırıldı ve devamında aşağıda hazırlanan tabloyu inceleyebilirsiniz [5,6];

palm yagi nedir

Alfa, beta, gama, delta tokotrienoller ve tokoferoller, karotenoidler, steroller, fosfolipitlerler, glikolipitlerler ve koenzimQ10 içermesine gibi ek olarak, karotenler (vitamin A) ve tokoferoller (vitamin E) palm yağında bulunmaktadır. Bu vitaminler, palm yağına denge özelliği ve besin değeri katmaktadır [7].

Bir çorba kaşığı işlenmiş palmiye yağı 120 kaloridir ve 13,6 gram yağ, 2,17 mg E vitamini ve 1,1 mg vitamin K içermektedir. Ayrıca, taze kırmızı palmiye yağı da daha yüksek miktarda beta karoten içerir [4].

Palmiye (Palm) Yağı Kullanım alanları

Aşağıdaki resimde ise palm yağlarının kullanım alanları verilmiştir [8];

Figür, https://indonesianpalmoilcrisis.weebly.com/what-is-palm-oil-used-for.html adlı internet sitesinden alınmıştır [8]*

Yukarıdaki görselden de anlaşılacağı üzere, palmiye yağı sadece gıda sektöründe değil temizlik ve kişisel bakım sektöründen biyodizel üretim sektörüne kadar her yerde kullanılmaktadır. Bu demek oluyor ki, biz palmiye yağı içeren yiyeceklerden istediğimiz kadar kaçındığımızı söylesek de diğer endüstriyel sektörlerde de kullanımına devam edilmektedir.

Gıda sektöründe ise bu kadar yaygın olarak kullanılmasına sebep olarak;

  1. Diğer bitkisel yağlara göre daha ucuz olması,
  2. Yetiştirildikleri zaman aynı büyüklüğe sahip tarım alanlarında daha fazla ürün elde edilmesi ve
  3. Uzun raf ömrüne sahip olması gibi özellikler sayılabilmektedir [2,9].

İnsan sağlığı üzerindeki etkisi

Organik materyallerin yanması (örn. orman yangınları, asfalt üretimi, fosil yakıtlar, volkanik patlamalar gibi) sonucunda polisiklik aromatik hidrokarbonu (PAH) oluşmaktadır ve PAH’lar iki veya daha fazla benzen halkasının bir araya gelmesi sonucunda organik yapılı toksik maddelerdir. PAH’lar; hava, su ve toprak yoluyla bitkisel ürünlere bulaşabilmektedirler ve bitkisel yağlarda yüksek derecelerde bulunurlar. Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliği’nin sınır değeri bu bileşen için 10 µg kg-1 kabul edilmektedir. Kıralan SS ve Toptancı İ (2019) tarafından yapılan araştırmaya göre palm yağında bulunma miktarı 6.05 µg kg-1 olarak tespit edilmiş ve palm yağı, yasal limitin altında bulunmuştur [10].

Duman E ve Keser A (2018) tarafından hazırlanan makalede, palm yağının insan üzerine etkileri konusunda; kardiyovasküler hastalıklar, tip 2 diyabet ve kanserden bahsedilmiştir. Makaleden özetle alıntı yapmak gerekirse [9];

  • Palm yağının özellikle yüksek miktarda doymuş yağ asidi içeriğine bağlı olarak dislipidemi ve kardiyovasküler hastalık gelişme riski ile ilişkili olabileceği ifade edilmiştir fakat yüksek antioksidan içeriğine bağlı olarak olumlu etkilerinin olduğuda bildirilmiştir. Palm yağındaki trigliseridler, pankreatik lipazın etkisiyle safra tuzu miçellerine dönüşmek yerine dışkıyla atıldığından dolayı bu durumda eğer dengeli bir diyetle palm yağı tüketirse, kardiyovasküler hastalık oluşturma riskinin düşük olduğu söylenmiştir. Palm yağının ratların plazma lipid profili üzerindeki etkilerinin incelendiği bir çalışmada, ratlara 12 hafta boyunca %20 oranında palm yağı içeren bir diyet verilmiş ve bu ratlar standart yemle beslenen kontrol grubu ile karşılaştırılmıştır. Dört hafta sonra palm yağı ile beslenen deney hayvanlarının trigliserid, serum LDL ve total kolesterol düzeylerinin artmasına rağmen, 12 hafta sonra kontrol grubuna kıyasla total kolesterol ve LDL düzeyleri önemli düzeyde düşmüştür. Araştırmacılar bu etkinin palm yağının A ve E vitamini içeriğinin yüksek olması ve antioksidan özelliği ile ilgili olabileceğini öne sürmüşlerdir. Bununla birlikte Truswell (2000) çalışmasında, palm yağı, zeytinyağı ve ayçiçek yağı tüketiminin serum lipidleri üzerindeki etkisine yönelik önemli bir farklılık saptamamıştır. Bahsedilen bu kadar iyi çalışmaların aksine, palm yağının kardiyovasküler hastalıklar üzerine olumsuz etkilerinin de olduğunu gösteren çalışmalar mevcuttur. Bu olumsuz etkilerin nedeni özellikle rafinasyon işlemi sırasında uygulanan yüksek sıcaklık ile ilgilidir ve bilinen bir gerçek var ki o da: bu tarz olumsuz etkiyi benzer işleme maruz kalan diğer yağların da gösterdiği bilinmektedir. Yapılan bir çalışmada, art arda 5 kez ısıtılan palm yağının ratlarda lipid peroksidasyonu ile serum lipid ve homosistein düzeyleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Isıtılmış palm yağıyla beslenen ratlarda lipid peroksidasyonu, total kolesterol ve tiyobarbitürik asit-reaktif maddeler (TBARS) düzeyleri kontrol grubuna kıyasla önemli düzeyde yüksek bulunmuştur. Palm yağının art arda ısıtılmasının ateroskleroz riski üzerine ilişkinin incelendiği bir çalışmada, patates 180°C’de 10 dakika boyunca palm yağında kızartılmış ve bu işlem 10 kez tekrarlanmıştır. Araştırma sonucunda, 6 ay boyunca 10 kez kızartılan bu palm yağı ile beslenen 24 ratta, ateroskleroz gelişme riskinin kontrol grubuna kıyasla önemli düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır. Diğer bir çalışmada, palm yağı tüketiminin iskemik kalp hastalığı üzerine etkisi araştırılmıştır. Gelişmiş ve gelişmekte olan 23 ülkenin dahil edildiği bu çalışmada, yıllık kişi başına ek olarak tüketilen 1 kg palm yağının, gelişmekte olan ülkeler de gelişmiş ülkelere kıyasla daha yüksek oranda iskemik kalp hastalığına bağlı mortalite gözlenmiştir. Ayrıca doymuş yağ içeriği yüksek olan sığır eti, domuz eti, tavuk eti ve tereyağı gibi besinlerin analize dahil edilmesi, gelişmekte olan ülkelerde iskemik kalp hastalığına bağlı mortalite oranını etkilememiştir [9].
  • Tip 2 diyetinin incelendiği bazı çalışmalar palm yağı ile beslenen ratların glukoz toleransını etkilediğini göstermektedir ve bu durumda insülin duyarlılığında azalma, serum triaçilgliserol düzeyinde yükselme devamında da buna bağlı olarak insülin direnci görülebileceği ifade edilmektedir. Palm yağı verilen ratların hücrelerine glukoz girişinin ayçiçek yağı verilenlere kıyasla daha az miktarda olduğu belirtilmiştir. Ancak yapılan bir çalışmada, palm yağı ve yerfıstığı yağı ile üç hafta boyunca beslenen diyabetik ratların kan glukoz düzeyleri, kontrol grubu olan diyabetik ratlara kıyasla anlamlı derecede düşük bulunmuş, bunun nedeninin ise palm yağının antioksidan özelliğinden kaynaklandığı belirtilmiştir. Buna ek olarak 28 gün boyunca 200 mg/kg/gün palm yağı verilen diyabetik ratların hiperglisemik durumlarının ve pankreasın oksidatif stresinin anlamlı derecede azaldığı belirtilmiştir. Özellikle insanlar üzerinde yapılan çalışmalarda çelişkili sonuçlar bulunmaktadır. Yapılan bir çalışmada, dört hafta boyunca palm yağı verilen 30 kişinin kan glukoz düzeylerinde önemli bir değişiklik görülmemiştir. Ancak başka bir çalışmada, 39 Tip 2 diyabetli bireyde, palm yağının da olduğu doymuş yağ içeriği yüksek beslenme alışkanlığının karaciğer ve viseral yağlanmaya neden olduğu belirtilmiştir. Tip 2 diyabetli bireylere 9 g palm yağı ekstraktının verildiği bir çalışmanın sonucunda ise kan glukoz, glukagon benzeri peptit-1 ve peptid yy düzeylerinin iki saat içerisinde hızlı bir şekilde önemli düzeyde düştüğü saptanmıştır [9].
  • Palm yağında bulunan yağda çözünen bileşiklerin özellikle tokotrienollerin, prostat, göğüs, kolon, melanoma ve akciğer kanseri gibi farklı kanser hücreleri üzerinde anti-tümör etkileri olduğu gösterilmiştir. Buna ek olarak, çoğunlukla fenolik asitlerden oluşan palm meyvesi suyu olarak adlandırılan palm yağının, suda çözünen bileşenlerinin potansiyel nutrasötik özellikler sergilediği düşünülmektedir. Böylece, palm meyvesi suyuna aynı zamanda palm yağı fenolikleri de (PYF) denilmektedir. Palm ağacı meyvesinin, hidrojen veya elektron verici mekanizmalarla serbest radikalleri temizleyebildiği ve bu nedenle güçlü bir antioksidan olduğu gösterilmiştir. Son zamanlarda in vitro bulgular, PYF’nin tümör hücrelerinin çoğalmasını inhibe edebildiğini; meme, akciğer ve deri kanseri gibi farklı kanser hücre dizilerinde apoptozu indükleyebildiğini ortaya koymuştur. Yapılan bir çalışmada, palm yağında bulunan fenolik bileşiklerin potansiyel kemoteröpatik etkiye (antiinflamatuvar, hücre büyüme ve çoğalmasını inhibe edebilme, pro-apoptotik ve antioksidan) sahip olduğu belirtilmiştir. Aynı çalışmada palm yağında bulunan fenolik bileşiklerin hücre döngüsünü ve NF-ßB aktivitesini baskılayarak, hücre proliferasyonunu, büyümesini ve göçünü engellediği bulunmuştur. Başka bir çalışmada, palm yağından gelen β-tokotrienolün hem ölüm reseptör aracılı hem de mitokondriye bağlı apoptotik yolakları aktive ettiği, böylelikle insan akciğer ve beyin kanseri tedavisinde teröpatik ajan olarak kullanılabileceği rapor edilmiştir. Benzer bir çalışmada da palm yağından elde edilen ticari bir ürünün, meme kanseri hücre proliferasyonunu inhibe ettiği ve apoptozu indüklediği bulunmuştur. Ayrıca, bu ürünün üçlü negatif MDA-MB 231 hücrelerinde PI3K ve mTOR yolaklarını negatif olarak modüle ettiği ve sitoprotektif otofajik yanıtı indüklediği rapor edilmiştir. Çalışma sonucunda palm yağından elde edilen bu ürünün, meme kanseri hücrelerinde otofaj inhibitörü 3-MA tarafından güçlendirerek antikanser etkileri olabileceği bildirilmiştir. Ancak postmenopozal kadınlar üzerinde yapılan retrospektif bir çalışmada, çoklu doymamış yağ asidi alımı veya palmitik ve steraik asit alımı ile meme kanseri insidansı arasında pozitif yönde bir ilişki saptanmıştır. Bu sonuçlar, palm yağının yağ asidi örüntüsünün kanser gelişme riski üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceğini düşündürmektedir [9].

Güneş E, Biçer Bayram Ş ve Erçetin HK (2019) tarafından bir çalışmada ise; farklı oranlarda %1 ila %20 arasında değişmek şartı ile palm yağı, sirke sineğinin (Drosophila melanogaster) günlük diyetine eklenerek yaşama oranı ve gelişim süresi üzerine etkisi araştırmış ve istatistiki olarak analizlerini yapmışlardır. Sonuç olarak ise; böceklerde palm yağı tüketiminin yaşama oranını azaltırken, gelişim süresini uzatmakta olduğunu teyit etmişlerdir ve devamında sirke sineğinin yaşam oranını azalttığı için de tüketici bireylerin palm yağını günlük diyetlerine ekleme kısmını yaş, cinsiyet, hareketlilik gibi faktörler göz önüne alınarak kontrollü bir şekilde yapmaları gerektiğini vurgulamışlardır [2].

Macit S ve Şanlıer N (2014) tarafından hazırlanan çalışmada ise, palm yağından bileşeninin %50’si doymuş yağ olduğu için kardiyovasküler hastalıkların gelişimine olan etkisi halen tartışmalı olarak bahsedilmiştir. Palm yağının kolesterol seviyelerini yükselttiğine dair çalışmaların yanı sıra, kolesterol seviyelerine etkisi olmadığını ve kolesterol seviyelerini düşürdüğünü gösteren çalışmalar olduğunu söylemişlerdir. Ayrıca, palm yağı tokoferoller ve karotenleri yüksek miktarda içeren bir yağ olduğu için bu maddeler, karaciğerde kolesterol sentezini inhibe etme ve antioksidan aktivite gösterme gibi önemli etkileri olan bileşenler olduğunu da söylemişlerdir. Ancak rafinasyon işlemleri sonucu bu bileşenlerin miktarı azalması, palm yağının antioksidan içeriğinden maksimum düzeyde yararlanamayacağımızı göstermiştir. Palm yağının kan şekerine olan etkilerinin incelendiği çalışmalarda ise genelde kan şekerini olumlu yönde etkilediği ve HbA1c seviyelerini düşürdüğü sonucuna varılmıştır. Bu sonuçla da: palm yağının diyabet üzerinde olumlu etkilerinin olabileceğini düşündürmektedir [7].

 

Mitra ve Mukherjee (2009) tarafından yayınlanan yazı da özetle, günlük diyette alınan doymuş yağ ve kolesterol yüzünden koroner kalp hastalığı riskinin artacağından epidemiyolojik çalışmalarda bahsedilmiştir. Diyetsel yağ esas olarak triasilgliserolden (TAG) oluştuğu söylenmiş ve bu nedenle, bir yemeğin sindirilmesinin ardından, plazma TAG konsantrasyonunda önemli bir artış vardır denmiştir. Prospektif epidemiyolojik çalışmalarda ise, plazma TAG’inin, özellikle de açılma seviyesinin, koroner kalp hastalığının patogenezinde önemli bir faktör olduğunu gösterilmiştir. Geçmişte palmiye yağı, %44 palmitik asit ve%5 stearik asit içerdiğinden ve dolayısıyla kan kolesterolünü yükselttiği ve kalp damar hastalığı riskini artırdığı iddia edildiği için “doymuş” olarak saldırıya uğradığından ve bununla birlikte, oldukça büyük ve büyümekte olan bilimsel kanıtlar, bu yağının kan kolesterolü üzerindeki etkisinin diğer yağlara kıyasla nispeten nötr olduğunu göstermekte olduğundan bahsedilmiştir. Bu yağın, yalnızca diyet kolesterolü diyette verildiğinde plazma kolesterolünü yükselttiğinden söz edilmiştir ve etki mekanizması olarak ise; koruyucu HDL kolesterol sentezini ve zararlı LDL kolesterolün çıkarılmasını uyardığı, vitamin E açısından zengin serum kolesterol konsantrasyonlarını azalttığı ve güçlü antioksidan etkileri olduğu olarak bahsedilmiştir [5].

Mat Daud ZA, Kaur D ve Khosia P (2012) tarafından hazırlanan kitap bölümünde, palm yağının sağlık ve hastalık ile ilgili olarak yağ asidi kompozisyonu ile ilgili olduğu gibi, bir gıda uygulama noktası açısından beslenme özellikleri de on yıllardır çalışılmakta olduğundan, trans-yağ ile metabolik düzensizliği birleştiren mevcut kanıtlar, bu yağı alternatif bir ikame olarak avantajlı kıldığından bahsedilmiştir. Ayrıca (saturated fatty acids-doymuş yağ asitleri) SFA, bu yağı kullanımında sıklıkla negatif olarak kullanılmasına rağmen, SFA’nın yağın bileşiminde bir endişe yaratmadığına dair kanıtların arttığından, bu yağının sağlık ve hastalıklardaki rolünü anlama konusundaki gelecekteki araştırmalarla ele alınması gereken birçok potansiyel boşluk var olduğundan çünkü yapılan epidemiyolojik araştırmalardan elde edilen kanıtların çoğu büyük palm yağı tüketen popülasyonlardan olmadığından da bahsedilmiştir. Böyle bir araştırmaya, çoğunlukla az sayıda insan diyet denemelerine dayanan mevcut anlayışımızı desteklemek için çok ihtiyaç duyulmuştur. Ek olarak, bazı çalışmaların kırmızı palmiye yağının A vitamini eksikliğini önlemek için normal gıda maddelerinde etkili bir şekilde kullanılabileceğine dair güçlü ve inandırıcı kanıtlar sunduğundan ve palm yağının rekabetçi fiyatı ve hurma karotenoidlerinin iyi biyoyararlanımı, sentetik A vitaminden daha fazla avantaj sağladığından söz edilmiştir. Ayrıca, E vitamini özelliği, kanser önleyici, anti-trombotik ve antioksidan etkileri açısından araştırılmıştır. Klinik öncesi çalışmaların sonuçları ümit verici sonuçlar gösterse de, tocotrienollerin insan popülasyonlarında pratik kullanımı için mekanik bir açıklama ve rehberlik sağlamak için ileri çalışmalara ihtiyaç olduğu da söylenmiştir [11].

Sonuç

Palm yağı ile alakalı yeterince uzun süreli epidemiyolojik çalışmalar olmasa da, yine de insanlar ve ratlar üzerinde yapılan deneylerde sağlık üzerine etkilerine yönelik sonuçlar çelişkili olarak açıklamalar bulunmaktadır. Günümüzde ise palm yağının çoğunlukla hazır ve işlenmiş gıdalarda kullanılması, bu yağın tüketimini biraz da olsa limit getirmiş gibi gözükmektedir. Genellikle, her yapılan çalışmanın sonunda palm yağı ile yeterli deneylerin yapılamamış olması da ileriye dönük ne gibi etkileri olabileceği bilinmediğinden bu konu hakkında uzun süreli çalışmalar yapılarak hastalık ve riskleri, kronik veya kronik olmayan etkiler hakkında daha fazla çalışma yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu çalışmaları yapmak için ise motivasyon kaynağı da: palm yağının üretiminde ve/veya depolanması boyunca olumsuz etkiye sebep olabilecek nedenlerin bulunup önlenmesi, palm yağı tüketen bireyler için gıdaya olan inancın arttırılmasını sağlayacaktır.

Palm yağının insan sağlığı üzerindeki etkileri tartışılırken diğer bir yandan ise, yağmur ormanları hızlı bir şekilde yok edilmeye devam etmektedir. Bu olayın devamında ise orangutanlar evlerini kaybetme tehlikesi altındadır. Daha ucuz ve daha uzun raf ömrüne sahip gıdalar elde etmek için dahi olsa bu dünya da bizimle var olan canlıların ölümle burun buruna gelmesini ve türlerinin yok olma tehlikesi içinde olmasını kesinlikle kabul etmemeliyiz [12].

Referanslar

1.     Meijaard E. Garcia-Ulloa J. Sheil D. Wich SA. Carlson KM. Juffe-Bignoli D. ve Brooks TM (2017) Oil Palm and Biodiversity : A Situation Analysis by the IUCN Oil Palm Task Force https://www.researchgate.net/profile/Douglas_Sheil/publication/325999702_Oil_palm_and_biodiversity_a_situation_analysis_by_the_IUCN_Oil_Palm_Task_Force/links/5b32a9e50f7e9b0df5ccb881/Oil-palm-and-biodiversity-a-situation-analysis-by-the-IUCN-Oil-Palm-Task-Force.pdf

2.     Güneş E Biçer Bayram Ş ve Erçetin K (2019) Palm Yağının İn Vivo Kullanımı. Konya. Ulusal Çevre Bilimleri Araştırma Dergisi, Sayı 2(2): 61-68

3.     https://greenpalm.org/about-palm-oil/what-is-palm-oil

4.     Özdal T Yıldar Ö ve Yolci Ömeroğlu P (2017) Glycerol-Based Process Contaminants in Palm Oil. İstanbul. Eurasian Journal of Food Science and Technology https://dergipark.org.tr/tr/pub/ejfst/issue/37391/432473

5.     Mukherjee S ve Mitra A (2009) Health Effects of Palm Oil. Hindistan. J Hum Ecol, 26(3): 197-203. www.krepublishers.com/02-Journals/JHE/JHE-26-0-000-09-Web/JHE-26-3-000-09-Abst-PDF/JHE-26-3-197-09-1776-Mukherjee-S/JHE-26-3-197-09-1776-Mukherjee-S-Tt.pdf

6.     Delisle H (2017) The Nutritional Value of Red Palm Oil. Canada. https://www.researchgate.net/publication/323896716_The_nutritional_value_of_red_palm_oil

7.     Macit S ve Şanlıer N (2014) Palm Yağı ve Sağlık. Ankara. Journal of Tourism and Gastronomy Studies. https://www.jotags.org/Articles/2014_vol2_issue1/2014_vol2_issue1_article2.pdf

8.     https://indonesianpalmoilcrisis.weebly.com/what-is-palm-oil-used-for.html

9.     Duman E ve Keser A (2018) Palm Yağı ve Sağlık Üzerine Etkileri. Ankara. Sdü Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi 9(3)

10.  Kıralan SS ve Toptancı İ (2019) Türkiye Piyasasında Satışa Sunulmuş Olan Bitkisel Yağlar ve Tereyağlarında Polisiklik Aromatik Hidrokarbon Miktarının Tespit Edilmesi. Balıkesir. Araştırma Makalesi. 36(2):177-182

11.  Mat Daud ZA, Kaur D ve Khosia P (2012) ‘Health and Nutritional Properties of Palm Oil and Its Components’ Palm Oil: Production, Processing, Characterization, and Uses. 544:555

12.  https://www.wwf.org.uk/learn/wildlife/orangutans

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: