DOLAR 5,8090
EURO 6,4295
ALTIN 273,0
BIST 108.786
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Az Bulutlu

Avrupa Birliği (AB) ve Gıda Güvenliği: Hilal Öztürk Yazdı

Hilal Öztürk
Hilal Öztürk gıda mühendisliği bölümünden mezun olup hali hazırda Endüstri Mühendisliği okumaktadır. Hilal Öztürk, gıda mühendisliği eğitimi boyunca daha çok gıda güvenliği, gıdada bulunan mikroorganizmalar ve fito-kimyasalların insan üzerindeki etkileri üzerine araştırmalar ve okumalar yaptı. Öztürk, yine bu konular başta olmak üzere gıdanın çeşitli alanlarıyla ilgili yazılarıyla sitemizde katkıda bulunmaktadır.
14.08.2019
A+
A-

Özet

Önceki yazılarımızda gıda güvenliğine girişten başlayarak kaç tip tehlike olduğundan ve hepsinin koruma yöntemlerinden teker teker bahsetmiş, gıda güvenliği yöntemi (HACCP ve ISO 22000) nedir ve evdeki koruma yöntemlerinden ve gıda güvenliğinin Türkiye’deki yerini anlatmıştık. Bugün ise gıda güvenliğinin Avrupa’daki yerinden bahsedeceğiz.

Öncelikle, ilk yazımda bahsettiğim Dünya Sağlık Örgütünün(WHO) Haziran 2019 yılı verilerine göre tahminen 600 milyon insan -dünyada yaklaşık 10 kişiden 1’i- güvenli olmayan, kirlenmiş olan yiyecekleri yedikten sonra hastalanmaktadır ve her yıl 420.000 kişinin öldüğünün gösterilmekte olduğunu hatırlatmakta fayda var [1]. Bu sebeple, Avrupa’daki gıda güvenliğinin de nasıl olduğundan bahsetmeliyiz.

AB Ülkelerinde Gıda Güvenliğinde Genel Durum 

Avrupa Birliği ülkelerinde gıda güvenliği konusunun gündemin en üst sıralarında olmasının iki sebebi bulunmaktadır. Bunlardan ilki, 1990’lı yıllarda yaşanan “deli dana” (BSE: Bovine Spongiform Encephalopathy) krizidir. BSE, sığır beyninde ortaya çıkan bir hastalıktır ve ilk olarak 1986 yılında İngiltere’de görülmüştür. Daha sonrasında, hayvan karkaslarından üretilen et ve kemik ununun hayvan yemlerine ilave edilmesi ile yayılmıştır. İngiltere’de 1 Ekim 2002 tarihine kadar yaklaşık 181.000 vaka görülürken, Avrupa’nın diğer bölgelerinde 3.200 vakaya rastlanılmıştır. Bu sebeple, ortaya çıkan bu vakalar tüketicinin korunması ve gıda güvenliği politikaları açısından bir dönüm noktası olmuştur. BSE krizi, gerek AB mevzuatı gerekse komisyon ve üye devletlerdeki kurumsal yapıların yetersizliklerini ortaya çıkarmıştır. İkinci faktör ise BSE krizinden sonra ortaya çıkan “dioksin” krizidir. Kriz, hayvan yemlerine kanserojen dioksin içeren hayvansal yağ karışmasıyla ilk kez Belçika’ da ortaya çıkmış ve kısa sürede topluluk içinde yayılmıştır [2].

Bu iki krizle birlikte, hayvanların beslenmesinde kullanılan yemlerin bileşiminde bulunan maddeler ve kemik unu gibi hayvansal ürünlerden elde edilen yemlerin hijyen açısından hayvanların sağlığı ile ilişkili olması, bu ürünlerin ve hayvan hastalıklarının tedavisinde kullanılan veteriner tıbbi ürünlerin kalıntılarının doğrudan gıda zincirine geçme riskinin bulunması Avrupa Birliği’ni gıda zincirini bir bütün olarak ele almaya, gıda mevzuatına ilişkin yasal bir çerçeve oluşturmaya ve mevcut mevzuatı yeniden gözden geçirmeye itmiş ve ilgili Tüzük ile gıda ve yem konusunun bir bütün olarak ele alınması sağlanmıştır. Sonuçta ortaya çıkan bu olumsuzluklar, AB gıda güvenliği mevzuatı ile gıda denetim sistemleri için çok sayıda reformun gerçekleşmesine olanak sağlamıştır [2].

Diğer taraftan da bakacak olursak, gıda güvenliği mevzuatı sadece tek bir ülkeyle ya da bölge ile sınırlı kalmamış, diğer ülkelerde de ortaya çıkmıştır. Böyle olmasının da birkaç sebebi bulunmaktadır ve onlarda aşağıda sırayla verilmiştir:

  • Gıdanın güvenli olduğunu ispatlamak sınır ötesi bir görevdir çünkü tüketilen gıdaların çoğu sınırlardan geçerek farklı ülkelere ulaşmaktadır. Ancak, AB tek pazardır: bu da demek oluyor ki; gıda da dâhil olmak üzere tüm mallar, AB’nin her tarafında serbestçe satılabilmektedir. Gıdanın sadece tek bir ülkede satılabileceği durumlara kıyasla bu durum, rekabetin artması nedeniyle tüketicilere daha fazla seçenek ve daha düşük fiyatlar sunmaktadır. Bununla birlikte, kalite ve güvenliğe yönelik en önemli kuralların Avrupa genelini kapsayan yasalar şeklinde düzenlenmesi gerektiği anlamına gelmektedir.
  • Eğer gıda güvenliği kuralları ülkelere göre farklılık gösterseydi, bazı ülkelerdeki üreticilerin adaletsiz rekabet üstünlüğünden faydalanabilirdi ve bu sebeple de serbest ticaret mümkün olamazdı. Bu nedenle, tarım politikaları bir bütün olarak AB’nin yetkisindedir ve bu da AB’ye, çiftçilere yönelik mutabakat sağlanmış kurallar ve ekonomik destekler aracılığıyla her yere ulaşan gıdaların kalite ve güvenliğini etkileyebilme imkanını vermektedir [3].

Unutulmamalıdır ki, bu belirlenen kurallar sayesinde, Avrupa’da yaşayan insanlar, dünyadaki en yüksek ve katı gıda güvenliği standartlarından yararlanmaktadırlar. Bu da demek oluyor ki, bitki ve hayvan sağlığının, gıdalarda ve hayvan yemlerinde güven ve kalitenin, uygun etiketlemenin yapılmasını ve katı AB standartlarına uygunluğun garanti altına alınması için tarım-gıda zincirinin her aşamasında zorunlu kontroller yapılmaktadır.

Avrupa Birliğindeki Gıda Güvenliği Kurumsal Yapıları

AB’de gıda güvenliği ile ilgilenen başlıca üç kurum vardır. Bunlar; Sağlık ve Tüketiciyi Koruma Genel Müdürlüğü (DG­SANCO; Di­rectorate General for Health and Consumer Protection), Gıda ve Veterinerlik Ofisi (FVO; Food and Veterinary Office) ve Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA; European Food Safety Authority)’dir [4]. Sırayla hepsinden bahsetmek gerekirse:

  • DG-SANCO (Sağlık ve Tüketiciyi Koruma Genel Müdürlüğü)

DG-SANCO, 1999 yılında kurulmuştur. Avrupa Birliği gıda hukukunun oluşturulması yönünde yasal düzenlemeleri hazırlamıştır. Temel amaçları ise; tüketicileri güçlendirmek, halk sağlığını korumak ve iyileştirmek, gıdalarının güvenli ve sağlıklı olmasını sağlamak, çiftlik hayvanlarının sağlık ile refahını korumak ek olarak bitki ve orman sağlığını korumaktır [5].

  • FVO (Gıda ve Veterinerlik Ofisi)

FVO,gıda güvenliği, hayvan sağlığı, bitki sağlığı ve hayvan refahı ile ilgili topluluk mevzuatının uygun şekilde uygulanmasını ve uygulanmasını sağlamaktan sorumludur.Ayrıca, tarımsal ürünlerin AB’de satışa sunulabilmeleri için taşımaları gereken teknik standartların sağlanmasını denetler [6,7].

  • EFSA (Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi)

EFSA, Avrupa Birliği tarafından finanse edilen bir AB ajansıdır. AB tarafından 2002 yılında “Genel Gıda Kanunu” hükümleri uyarınca kurulmuştur.  Genel Gıda Kanununda risk değerlendirme (bilim) ve risk yönetimi (politikalar) sorumluluklarının birbirinden tamamen ayrıldığı için bir Avrupa gıda güvenilirliği sistemi meydana getirmiştir. EFSA risk değerlendirmeden (bilim) ve değerlendirme sonuçlarının kamuyla paylaşılmasından sorumludur. Buna ilave olarak çalışmalar, gıda zincirinin tüm alanlarını kapsamaktadır: gıda ve yem güvenilirliği, beslenme, hayvan sağlığı ve refahı ile bitki sağlığı ve bitki koruma. EFSA; Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu ve Üye Ülkeler gibi Avrupa’daki karar mercilerine, en güncel bilimsel bilgileri temel alan bağımsız yüksek kalitede bilimsel tavsiye ve değerlendirme sağlamaktadır. Böylece, Avrupa’da bulunan risk yöneticilerinin AB gıda güvenilirliğini geliştirmek için bilinçli karar almalarına yardımcı olur [8,9].

Sonuç 

Özetle, gıda güvenliği konusu Avrupa Birliği için çok önemli olma sebeplerinden, niye diğer ülkelerde standartların aynı olması gerektiğinden ve Avrupa Birliği’ndeki kurumsal yapılardan bahsettik. Bu alanda çalışmalar yapılmış ve yapılmaya da devam etmektedir. Ayrıca, AB’ye aday ülke statüsündeki Türkiye’de için de, bu dinamik sürece uyum sağlamak, hem dünyada hem de AB’de uygulanan gıda güvenliği yaklaşımının benimsenmesi ve uluslararası standartlarda üretim yapılması için gerekli sistemlerin oluşturulması gerekmektedir. Bu olay, hem tüketicimizin sağlığının korunması hem de uluslar arası ticarette, özellikle de AB ile olan gıda ticaretimizde, yaşanan sorunlar en aza inmesini sağlayacaktır.

 

 

  1. https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/food-safety
  2. https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/7427/mod_resource/content/0/6..pdf
  3. https://www.abbilgi.eu/tr/assets/docs/food-safety-publication-tr.pdf
  4. https://evrimagaci.org/gida-guvenligi-nedir-turkiyede-gida-guvenligi-nasildir-7841
  5. Clemens T, Sorensen K, Rosenkötter N, Michelsen K, Brand H, The Directorate-General for Health and Consumers 1999–2014: An assessment of its functional capacities, Health Policy vol 121, pages 594-603, 2017
  1. http://ec.europa.eu/food/fvo/annualreports/ann_rep_2008_en.pdf
  2. https://www.corlutso.org.tr/uploads/docs/gida_guvenliginde_karsilasilan_sorunlar.pdf
  3. https://www.efsa.europa.eu/sites/default/files/corporate_publications/files/foodsafetycooperationtr.pdf
  4. https://www.tarimorman.gov.tr/Konu/1960/efsa

 

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: