Payitaht’ta Ekmek Zamları: Ekmek Piyasasına Tarihsel Bir Bakış

Payitaht’ta Ekmek Zamları: Ekmek Piyasasına Tarihsel Bir Bakış

Payitaht’ta Ekmek Zamları: Ekmek Piyasasına Tarihsel Bir Bakış

Temel gıda maddesi olan ekmek, hayat pahalılığın en büyük indikatörü ve sembolüdür. Hatta o kadar ki; tarihçiler, tarihi vesikalarda ki fiyatların bugün için ne anlama geldiğini veya neye karşılık geldiğini bilmek için o zamanki ekmek fiyatlarıyla vesikalardaki fiyatı kıyaslarlar ve böylece paranın değerini akıllarında somutlaştırırlar. Ticaretinin yapıldığı günden bugüne ekmek fiyatları sürekli tartışma konusu olmuştur. Ekmek fiyat zammın tekrar gündeme geldiği bu günlerde bizde tarihte ekmek zamlarına dair konuyu işlemek istedik.

Ekmeğin binlerce yılı aşkın tarihi olması ve alternatifsiz ihtiyaç olmasından dolayı fırınların ve ekmek satışının da bir o kadar eskiye dayanmasına sebep olmuştur. Lakin fiyat politikaların oluşması ve fiyatlandırılmasına dair uygulamaların tarihi birkaç yüzyılı geçmemektedir.

Osmanlı kuruluşundan sonraki birkaç asırda enflasyonu sıfır olduğundan fiyatlar istikrar içerisinde devam etmiştir. Bu süre zarfında ekmek fiyatı sürekli sabit kalmıştır. Lakin İstanbul’un fethinden sonra Osmanlı Devleti’nin merkezi yönetiminin bu şehirden sağlanması şehrin nüfusunu artırıyor ve kalabalık bir başkent haline geliyor.

Kırsal alanla bağlantısı kalmayan ve Marksist bir perspektifle ifade edilecek olursa mülksüzleşen bu nüfusun iaşesi oldukça önemli bir hal alıyor. Osmanlı merkezi yönetimi güttüğü iaşe politikaları neticesinde oluşturduğu nizam ve kurumlarla; malların üretiminden nakline, depolanmasından satışına ve fiyatlandırılmasına kadar olan süreçlerde aktif olarak rol alıyor.

Devletin güçlü ve zengin olması iklimin olumsuz etkileri, fiyat istikrarsızlığı gibi kısa süreleri zamlara müdahalelerde bulunarak zammın etkilerinin azaltılmasını sağlayabiliyordu. Devletin ekonomik ve iktisadi gücünün zayıflamasıyla tahıl fiyatlarının genel seviyesinde yüksek bir artışın olduğu göze çarpıyor. Bunun en önemli sebebinin de zirai ürün ticaretinde yapılan düzenlemelerle devlet tekelleri ve devlet mubayaalarının kaldırılmasının olduğunu iddia ediyor. Öte yandan, fiyat artışları ile ilgili bir diğer tespit ise üretim teknolojisindeki yetersizlikler ve kıtlıkların ortaya çıkması.

Yine ekonomik zayıflamanın doğurduğu askeri zayıflığın savaşların uzun sürmesi ve sonucunda yenilmesi kaybedilen topraklardan sürülen Müslümanlar İstanbul’un nüfusunu artırıyor ve tarlaların ekilememesi nedeniyle tedarik problemi ortaya çıkıyor. Karaborsacılığın yaygınlaşması da yine fiyatların yükselmesine neden oluyor. Uygulanan iktisadi politikalar neticesinde kaimenin değer kaybetmesi de fiyatların yükselmesinin bir diğer nedeni olarak görülüyor. Ekmek zamları böylece acımasız seviyelere ulaşmış oluyor.

Kısacası tarihi okuyabilmek sadece tarihi olayları bilmek ve bunlarla övünmek veya bunlar üzerinden sadece bilim üretmek değildir. Ekmeğe gelen zam, tarlaların çeşitli nedenlerden dolayı ekilemediği anlamına mı geliyor? Eğer ekilemiyorsa bunu durdurabilmek için nasıl politikalar gündeme gelmeli? Veya birincilik sektöründe gelişmelerin takip edilemediği anlamına mı geliyor, eğer öyleyse yenilikleri nasıl takip edebiliriz sorusuna cevap aranması gerekmiyor mu? Uzun sözün kısası, ekmek zammına sadece siyasi olağan bir olay olarak bakmamak lazım daha genel bir çerçevede ziraat ve tarımda makineleşme politikalarını gözden geçirmemiz lazım.

Kaynak:

https://www.yenisafak.com/hayat/osmanlida-ekmek-meselesi-2807471

Bir Cevap Yazın