DOLAR 5,7023
EURO 6,3135
ALTIN 275,2
BIST 101.447
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Az Bulutlu

Türkiye’de Kırmızı Et Sektöründe Karşılaşılan Sorunlar Ve Çözüm Önerileri: Osman İnan Yazdı

Osman İnan
Kendimden kısaca biraz bahsedecek olursam, 2007 yılında Önder Çiftçi Projesinde staj yaptım, aynı yerde Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümünü 2008 yılında bitirip askere gidene kadar kaldım. 2009 ortalarında askerlik bitince Tarım Ekonomisi Bölümünde yüksek lisansa başladım. Aynı zamanda bir makine üretim şirketinde kalite bölümünde çalıştım ve ayrıca ailemin kendi arazilerinde 2011 yılı sonuna kadar tarım işiyle uğraştım. Bu tarihten 2014 yılı sonuna kadar Tarım ve Orman Bakanlığında uzman mühendis olarak çalıştım. AB ülkeleri ve Türkiye’de tarım ve kırsal kalkınmayla ilgili çalışmalar yaptım. Daha sonra 2016 yılı sonuna kadar kendi arazilerimde ceviz ve kavak yetiştiriciliği yaptım. O tarihten sonra kendi danışmanlık şirketimi kurup, gayrimenkul işine başladım. Bu dönemde yüksek lisansımı tamamladım. Tarım Ekonomisi Bölümünde doktora eğitimine başladım. Bunun yanında tarım işlerine devam etmekteyim. 2014 yılı sonundan beri de kamulaştırma, hukuk ve ceza davalarında bilirkişilik yapmaktayım. Tarım Ekonomisi Derneği, Zir. Müh. Odası ve Buğday derneğine üyeyim.

TÜRKİYE’DE KIRMIZI ET SEKTÖRÜ 6: TÜRKİYE’DE KIRMIZI ET SEKTÖRÜNDE KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Hayvanlarımızın ihtiyacı olan kaba yem kaynaklarının mevcut durumu ve mera kanununda yaşanan sıkıntılar hayvanlarımızın yıllık 50 milyon ton kaba yem ihtiyacı vardır. Bunun 35 milyon tonu değişik kaynaklarla karşılanmakta, 15 milyon tonluk açık olmaktadır. İhtiyacın karşılanan kısmının 10-15 milyon tonluk kısmı ise kalitesi değişik kaynaklardandır ve bunlarda eklendiğinde toplam yem açığımız 25-30 milyon ton olduğu söylenebilir. Hayvan başına verimlerin arttırılmasında kaliteli kaba yem kaynaklarının üretilmesi gerektiği düşünüldüğünde ülkemizde bu kaynakların acilen temin edilmesi gereklidir1.

Türkiye’de hayvancılık sektörü ve kırmızı et ve et ürünleri sanayii için güvenilir bir kayıt sistemi kurulamamıştır2. Buna ek olarak, hayvancılık işletmelerinde kayıt tutulmaması hayvansal üretimde izlenebilirliğin sağlanmasını da engellemektedir. Hayvancılık sektöründe izlenebilirliğin sağlanması için üreticilerin, hayvanlara uygulanan tedaviler ve ilaçlar, hayvan yemleri, hayvan hastalıkları gibi hayvancılık ile ilgili tüm konuları kayıt altına almaları sağlanmalıdır. Üreticiler kayıt tutma konusunda bilinçlendirilmeli, uzman kişilerden bu konuda yardım almaları sağlanmalı ve ilgili kamu kuruluşları tarafından kontroller yapılmalıdır3.

Ülkemizde kırmızı et üretimine yönelik hayvan materyali teminindeki strateji, mevcut sığır, koyun ve keçi varlığımızın değerlendirilmesi ve verimlerinin artırılması şeklinde olmalıdır. Bu kapsamda hayvan sayısı artışına gitmeyip, mevcut hayvansal üretimde verimliliği artırmak, daha rasyonel bir yol olarak gözükmektedir. Bu bağlamda, kırmızı et üretimine dönük etçi ırklarla işletme kurulması ülkemiz koşullarına uygun görülmemektedir. Bunun temel nedenleri arasında, bugüne kadar ülkemiz koşullarına uygun etçi ırkların geliştirilememiş olması gelmektedir4.

Türkiye’de gıda güvenliği açısından son derece önemli olan izlenebilirlik, et ve et ürünleri sektöründe sağlanamamıştır. Et ve et ürünleri sektöründe, üretim aşamasından başlayarak, tüm arz zinciri boyunca izleme sistemleri kurulmalıdır. Ayrıca, üreticilerin eğitim düzeyinin düşük olmasından kaynaklanan hayvan hastalıkları ve yemleme gibi teknik konulardaki bilgi eksiklikleri, gıda güvenliği uygulamalarını sınırlamaktadır. Bu nedenle, başta Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olmak üzere, sektör paydaşı olan tüm kurum ve kuruluşlar üreticilerin bilgilendirilmesine ve eğitilmesine öncelik ve ağırlık vermelidir5.

Hayvancılığı olumsuz etkileyen en önemli faktörlerden bir tanesi de halen etkin bir pazarlama sisteminin oluşturulamamasıdır. Üreticilerin pazarlama sisteminde etkin olamamaları, üreticiden tüketiciye uzanan zincirdeki aracı sayısının artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle üretici ile tüketici arasında fiyat farkı artmaktadır6.

Türkiye’de kırmızı et sektörünün durumunu ortaya koymak ve çözüm önerileri getirmek gerekirse;

Hayvancılık sektörü üstlendiği ekonomik ve sosyal fonksiyonları ile kırsal kalkınmanın sağlanmasında önemli bir yere sahiptir. Büyük ve küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin mevcut durumunun iyileştirilmesi ve yeniliklere adapte edilerek geliştirilmesi için Türkiye’de hayvancılık sektöründe daha gerçekçi ve uzun vadeli planların yapılması gerekmektedir. Sektör ile ilgili politikaların yetiştiricilerin maliyetlerini gözetmesi, bu amaçla kısa vadeli çözümler yerine yapısal önlemlerin alınması Türkiye’de hayvancılık sektörünün devamlılığı açısından zorunlu görülmektedir. Türkiye mevcut potansiyeli ve sektör deneyimi ile ithalat yapan değil ihracat olanaklarını tartışan bir ülke konumuna gelmelidir7.

Kırmızı et fiyatları düşürülmelidir. Bugün, et ithalatına izin verilerek fiyatların dizginlenmeye çalışılması da kısa vadeli bir çözümdür ve politika belirsizliğinin devam ettiğini göstermektedir. Bu tür kararlar alınırken kırmızı et, süt, yem ve hatta beyaz et sektörlerindeki dinamiklerin ve fiyatlama mekanizmalarının gözden geçirilmesi gerekmektedir. Yem fiyatları artarken et ve süt fiyatlarının sabit kaldığı veya düştüğü bir ortamda hayvan sayılarının giderek azalabileceği, bunun da et ve süt piyasalarında dışa bağımlılığı artırabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle, Et ve Balık Kurumu ithalat yetkisini kullanırken sadece et fiyatlarının nasıl düşürüleceğini değil, hayvancılık piyasasının geleceğinin nasıl olması gerektiğini de göz önünde bulundurmalıdır. Hayvancılık politikasının tüm piyasaları düzenleyecek, fiyatlama aksaklıklarının oluşması durumunda dengeleme mekanizmalarını da içerecek şekilde hazırlanması son derece önemlidir8.

Pazara yönelik işletmelerin geliştirilmesi yönünde karar alınmasında yarar vardır. Çünkü üretimi yönlendirme açısından küçük ölçekli işletmeler üzerinde politika uygulamaları iyi sonuç veremeyebilir. Bu nedenle (eğer uygun araştırmalar yapılması gerekiyorsa) ölçeğini büyütmek isteyen işletmelerin teşvik edilmesi önerilebilir9.

Tarıma dayalı sanayilerde benzerleri görülen sözleşmeli üretimin, hayvancılık yapan işletmelerde de uygulanması ve gerekli alt yapısının oluşturularak sözleşmeli besicilik modelinin yaygınlaştırılması ile besi hayvancılığı yapan işletmelerin sayısı artırılabilir10.

Değişik kaynaklardan sağlanan bilgiler ışığında Türkiye’de kişi başına yıllık olarak 10 kg kırmızı et ve 25 kg civarında beyaz et tüketimi yapılmaktadır. Gelişmiş ülkeler ile kıyaslandığında bu miktarların çok düşük kaldığı bu nedenle hayvansal kaynaklı besin tüketimini artırmak için hem bunların üretimini artırmanın yanında tüketicilere bu bilincin eğitim çalışmaları ile televizyon gibi kitle yayım araçları ile verilmesi gerekmektedir11.

Sadece son 20 yıllık dönemde Türkiye koyun ve keçi varlığının %43 civarında azaldığı görülmektedir. Türkiye’nin gerek AB üye ülkeleri gerekse orta doğu pazarına satışta rekabet avantajı bulunan ürünlerden küçükbaş canlı hayvan ve eti üretimini artırıcı önlemleri vakit geçirmeden alması, aynı zamanda kırmızı et üretiminde sığır eti üzerinde oluşan baskıyı da azaltacak niteliktedir12.

İthalat son ürünü değil sadece damızlık hayvana olacak şekilde sınırlandırılmalıdır. Besiciler kırmızı et fiyatlarındaki artışın çözümü olarak; sırasıyla “damızlık süt sığırcılığı desteklerinin artırılması”, “ithalatın yalnızca damızlık hayvan ve besi materyaliyle sınırlandırılması” ve “besi sığırcılığına verilen desteklerin artırılmasını görmektedir. Bu durumda dikkat çekici olan husus, besicilerin kendi açılarından baktıklarında üretim maliyetlerini düşürmek bakımından ucuz besi materyali temini amacıyla ithalata sıcak bakmalarıdır13.

Türkiye’de kırmızı et sektörüne yönelik olarak; işletmelerin rantabl ve prodüktif çalışmasına imkan verecek, başta üretim, fiyat, pazar, örgütlenme ve destekleme politikaları olmak üzere çeşitli uygulamalara önemle gereksinim duyulmaktadır. Ayrıca, sektöre ilişkin olarak AB Ortak Tarım Politikası, Sığır-Dana Eti OPD ve Koyun-Keçi Eti OPD kapsamında teknik mevzuat uyum çalışmalarına hız verilmelidir14.

Desteklemelerde, bölgesel bazda yeterli kapasite büyüklüğüne sahip süt ve kırmızı et işleyen yerlerde, bu alanda kullanılacak kaynağın hayvan pazarlarının, kesimhanelerin rehabilitasyonu ile hayvan sağlığı ve refahı konularına yönlendirilmesi daha etkili olacaktır15.

Osman İnan

osmaninan1985@gmail.com

13.06.2019

1 İhan G M (2011). Tekirdağ İlinde Kırmızı Et Tüketim Alışkanlıklarının Analizi. Yüksek Lisans Tezi. Namık Kemal Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Tarım Ekonomisi Anabilim dalı. Tekirdağ.

2 Anonim (2007). T.C. Devlet Planlama Teşkilatı. Dokuzuncu Kalkınma Planı 2007-2013. Hayvancılık Özel İhtisas Komisyonu Raporu. Ankara.

3 Tosun D ve Demirbaş N (2012). Türkiye’de Kırmızı Et ve Et Ürünleri Sanayiinde Gıda Güvenliği Sorunları ve Öneriler. Ege Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü. Bornova/İzmir. Uludağ Üniversitesi. Ziraat Fakültesi Dergisi. Cilt 26. Sayı 1. 93-101.

4 Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı. Hayvancılık genel Müdürlüğü. Kırmızı Et Stratejisi.

5 Tosun D ve Demirbaş N (2012). Türkiye’de Kırmızı Et ve Et Ürünleri Sanayiinde Gıda Güvenliği Sorunları ve Öneriler. Ege Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü. Bornova/İzmir. Uludağ Üniversitesi. Ziraat Fakültesi Dergisi. Cilt 26. Sayı 1. 93-101.

6 Demirkol C (2007). Türkiye’de Kırmızı Et Sektörünün Sanayici ve Tüketici Düzeyinde Analizi. Namık Kemal Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Tarım Ekonomisi Anabilim Dalı. Doktora Tezi.

7 Saygın Ö ve Demirbaş N (2017). Türkiye’de Kırmızı Et Sektörünün Mevcut Durumu ve Çözüm Önerileri. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü. Derleme. Hayvansal Üretim 58(1): 74-80, 2017. Bornova/İzmir.

8 Kalkan S, Cünedioğlu H E (2010). Et Fiyatlarındaki Artışa nasıl Bakılmalı?. Türkiye Ekonomi Politikaları araştırma vakfı. Tepav Politika Notu. 

9 Vural H, Fidan H (2007). Türkiye’de Hayvansal Üretim ve Hayvancılık İşletmelerinin Özellikleri. Tarım Ekonomisi Dergisi. 13(2) : 49 – 59.

10 Demirkol C (2007). Türkiye’de Kırmızı Et Sektörünün Sanayici ve Tüketici Düzeyinde Analizi. Namık Kemal Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Tarım Ekonomisi Anabilim Dalı. Doktora Tezi.

11 Uzundumlu A S, Işık H B, Kırlı M H (2011). İstanbul İli Küçük Çekmece İlçesinde Kırmızı ve Beyaz Et Tüketiminde Etkili Faktörlerin Analizi. Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarım Ekonomisi Bölümü, 25240 Erzurum. 21 (B) – 2011 20-31. ISSN:1307-3311.

12 AB Uyum Sürecinde Türkiye Hayvancılık Kongresi 2011. Kırmızı Et Sektörü Komisyonu. Çalışma Sonuç Raporu.

13 Aydın E, Can M F, Aral Y, Cevger Y, Sakarya E (2010). Türkiye’de Canlı Hayvan ve Kırmızı Et İthalatı Kararlarının Sığır Besicileri Üzerine Etkileri. Araştırma Makalesi/Research Article Veteriner Hekim Derneği Dergisi 81(2). 51-57.

14 AB Uyum Sürecinde Türkiye Hayvancılık Kongresi 2011. Kırmızı Et Sektörü Komisyonu. Çalışma Sonuç Raporu.

15 Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı. Hayvancılık genel Müdürlüğü. Kırmızı Et Stratejisi.

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: