DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 32°C
Parçalı Bulutlu

Kimya Nobel Ödüllülerinin Bulgu Sonuçları Çoktan Market Raflarına Ulaştı: Nazimi Açıkgöz Yazdı

Nazimi Açikgöz
1964 yılında Ankara Üniversitesini bitiren Nazimi Açıkgöz, doktorasını 1972 yılında Münih Teknik Üniversitesinde tamamlamıştır. 1972-1973yılları arasında TÜBITAK ta, 1973-2009 yılında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesinde görev almıştır. Kendisi "TOAG92" çeltik çeşidinin ıslahçısı olup, özellikle tarımda bilgisayar konusunda yoğun emek harcamıştır. Türkiye'de bazı Üniversitelerde ders olarak okutulan ilk ve tek Türkçe biyoistatistik bilgisayar paketi “TARİST”in geliştiricisidir. 1998-2004 yılları arasında kurucuları arasında olduğu Ege Üniversitesi Tohum Teknolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi müdürlüğünü yürütmüştür. Açıkgöz aynı zamanda Dünya bankasının IAASTD raporu (2008) yazarlarından biridir. Dördü kitap olmak üzere 200'e yakın yayını bulunan Açıkgöz, serbest bilim yazarı olarak Milliyet’le birlikte onlarca portalda analiz ve blog yayınlamaktadır. İngilizce yayınları http://nacikgoz.blogactiv.eu de, Türkçe yayınları https://nazimiacikgoz.wordpress.com/ de toplanmıştır. Kendisi haftalık “TheAgricultural Biotechnology Weekly” (https://paper.li/e-1435710000#/)ve “ThePlant Breeding Weekly“ (https://paper.li/e-1578347400#/) e-dergilerinin de editörlüğünü yapmaktadır.
20.01.2021
A+
A-

Nobel Komitesi, 2020 Nobel Kimya Ödülünü, gen düzenleme tekniklerini geliştiren mikrobiyolog Emmanuelle Charpentier ve biyokimyacı Jennifer A. Doudna’a verdi. Araştırıcıların geliştirdikleri devrim niteliğindeki CRISPR/Cas9 sistemi ile canlılarda, geçici DNA kesici enzimleri ile geni susturabilmekte, genin etkisini artırılıp azaltabilmekte yani gende mikro-mutasyon gerçekleştirebilmektedir. Rutin bir araştırma bulgusu gibi algılanacak bu sonuçların dünya biyo-ekonomisine ne denli fayda sağlayabileceğinin henüz basına yansıdığını söyleyemeyiz. Halbuki bu yöntemle geliştirilen birçok yeni çeşit-ürün çoktan, market raflarında yerlerini almaya başladılar. Olay bitki-hayvanda hedeflenen yeni genotipler için gerekli 10-15 yıllık klasik ıslah süresini 4-5 yıla indirmekten ibaret. Böylece hastalıklara-zararlılara dayanıklı, iklim koşullarına adapta olan, yüksek kaliteli ve performanslı yeni çeşitlerin kısa zamanda üretime geçmesi ile ne denli ekonomik kazanç sağlanabileceği meydandadır. Bu bağlamda:

•           Daha 2018 yılında, Yeni Islah Tekniği (YIT) diye de tanımlanan CRISPR/Cas9 yöntemi ile gen düzenlemelerinin ilk ticari ürünü olarak, ABD de yağ asidi düşük soya çeşidini[1] çiftciye ulaştırdılar;

•           TATLISU çuprası (tilapia), karides, somon ve konserve ton balığından sonra dünyada en çok tüketilen dördüncü deniz ürünüdür. Bu türde gen düzenleme yöntemi ile yeni genotip geliştirilip 2019 yılında piyasaya sürülmüştür[2]. Firma yayınlarına göre balık, fileto veriminde % 70lik, büyüme hızında % 16’lık ve yemden yararlanmada da % 14’lük bir artış sağlayarak  ticari avantaj yakalanmıştır. Yetiştirme süresindeki kısalma ile hastalıklarla ilgili riskleri azaltabilecek, girdi maliyetlerinde azalmalar sağlayabilecektir. Söz konusu deniz çuprası genotipinin (FLT01) Arjantin’de geliştirmiş olmasının nedeni, bu ülkede gen düzenlenme formalitelerinin, GDO mevzuatı  dışında tutulmasıdır.

•           2020 yılında Güney Kore CRISPR/Cas9 teknolojisi ile petunyada farklı çiçek renklerine sahip genotipler geliştirmişlerdir[3].

Araştırıcıların 2011 yılında keşfedip geliştirdikleri bu yönteme hayvan ve bitki ıslahında yeni ıslah teknikleri (YIT) adı verilmektedir. Dünya yöntemin avantajlarından da yararlanmak için, bu tekniğe dört elle sarılarak kısa zamanda yeni bitki çeşit adayının tescil aşamalarına ulaşmıştır. Örneğin:

-Japonya’da tohumsuz domates;

-Kanada da yabancı ot ilacına dayanıklı keten;

-İspanya’da düşük glutenli buğday;

-ABD-Kaliforniya’da ot ilacına dayanıklı kolza;

-Çin’de küllemeye dayanıklı buğday;

-Japonya’da raf ömrü uzatılmış domates, vs.

Dünyada ticarete yönelik gen düzenleme araştırmalarında Çin 541 proje ile önde giderken, ABD 387 ve Japonya da 81 proje ile onu izlemektedir.  Yüksek verim ve kalite gibi bitki ıslahının genel hedeflerine yönelik bu araştırmalar en çok ÇELTİK, MISIR, BUĞDAY, SOYA, PATATES ve diğer 51 kültür bitkisinde yoğunlaştırılmıştır. İşte Almanya’nın küçüklü büyüklü 60 bitki ıslahçı firması, yeni ıslah tekniklerinden yararlanarak, mantari hastalıklara toleranslı-dayanıklı buğday genotipleri geliştirmek için 2020 yılında PILTON[4] projesinde bir araya gelmiştir.

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalarda (GDO), yani transgenik canlılarda bir gen, başka tür veya çeşitten transfer edilmiştir. Ve piyasaya sürülme öncesinde çevre, sağlık gibi birçok risk testlerinden geçtikten sonra tescillenirler. Dolayısı ile bir genotipin firmasına maliyeti 100 milyon dolarları aşmaktadır. O nedenle GDO yöntemi adeta küresel çok uluslu firmalarla özdeşleşmiştir. Bunun aksine YIT ile genotip geliştirme masrafları, düşük bütçeli yeni müteşebbis firmalar, üniversiteler ve kamu kuruluşlarınca dahi karşılanabilecek düzeydedir.

GDO yöntemi AB gibi birçok ülkede serbest değildir. YIT de sayısız avantajına rağmen aynı kategoride kabul edilmektedir. Hâlbuki GDO da başka bir türden gen devrede iken, YIT de canlının kendi genleri içindeki değişmeler söz konusudur. AB’de Islahın belirli aşamalarındaki test ve tescil işlemlerinde, yeni ıslah tekniklerinin de genetiği değiştirilmiş ürünlerle (GDO) aynı muameleyi görmektedir. Ki bu durumda aday genotiplerin çevre, sağlık vs. testleri için GDO’larda olduğu gibi milyonlarca Euro gerekecektir. Bu durumda küçük ölçekli firmaların bu masrafları karşılayamayacağı bir gerçek.  Bilindiği gibi YIT ile geliştirilen çeşitler ABD başta olmak üzere birçok ülkede GDO kapsamında değil, klasik ıslahla geliştirilen çeşit adaylarında uygulanan yönetmeliklere göre test ve tescil edilmektedir.

Peki PILTON proje yönetiminin bu konudaki görüşü ne? Bir proje sorumlusu “İlginç bir ortamda çiftçi ve toplum için, gerçek katma değeri olan net ve pratik bir proje oluşturduğumuza inanıyoruz. Tescil yönetmelikleri konusunda AB kurullarının olayı yeniden düşünmesinin zamanı gelmiştir. Ayrıca olaya siyasi olarak da müdahil olabiliriz” diyor!

Türkiye’de de zaman zaman tohumcu-ıslahçı firmalar bir araya gelmiştir. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırma ve Politikaları Genel Müdürlüğünün “Türkiye F1 Hibrit Sebze Çeşit ve Nitelikli Hat Geliştirme Projesi”nde olduğu gibi bazı firmaları bir şemsiye altında toplanmıştır. Hatta bazı firmaların parsel biçer döveri gibi alt yapı projelerinde birleşebildikleri de bilinmektedir. Fakat CRISPR gibi bir teknikle çeşit geliştirme konusunda   Türk firmalarının bir araya gelebilmesi için önce farkındalık projeleri geliştirmeliyiz

Nazimi Açıkgöz


[1] http://blog.milliyet.com.tr/yeni-islah-teknigi-ile-soya/Blog/?BlogNo=604506

[2] https://nazimiacikgoz.wordpress.com/2019/01/19/dunyada-yeni-islah-tekniklerinin-gen-duzenleme-ilk-ticari-urunu-tatli-su-cuprasi/

[3]http://www.isaaa.org/kc/cropbiotechupdate/article/default.asp?ID=18363)

[4] https://nazimiacikgoz.wordpress.com/2020/10/05/abnin-pestisit-kullanim-kisitlamalari-bitki-islahcilarini-birlestirdi/

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: