DOLAR 5,7845
EURO 6,3850
ALTIN 271,5
BIST 108.869
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Çok Bulutlu

1 Iphone mu 1 Traktör Domates mi?

16.02.2018
A+
A-

Sanayi Devriminden beri genelde doğu toplumları olmak üzere sanayileşememiş ülkeler daha çok kendilerini tarım ve hayvancılıkta geliştirip, onu ihraç eder yerine teknoloji ithal eder. Bu durum özellikle 21. yüzyılın dünyasında kendini daha da gösterir olmuştur. Türkiye kurulduğu günden beri her ne kadar dönem dönem sanayi hamleleri yapmaya çalışmışsada başarı hikayesinde kendi halkını bile ikna edememiştir. Nitekim Esen Evran’ın Habertürk’teki köşesinde (2016 Ağustos) yüksek teknoloji ürünlerinin ülkeler ihracatındaki oranlarını araştırmış ve hiç iç açıcı olmayan sonuçlar ortaya çıkmıştır. Turkiye’nin “yüksek teknoloji grubuna giren malların toplam imalat sanayi üretimi içindeki payı yüzde 5.7’den yüzde 3.4’e geriledi” diye iç yakınmaktadır ve diğer ülke oranlarını da verdiğinde bu acınacak halimiz biraz daha gözler önüne serilmektedir (İhracatta yüksek teknolojinin payı, Singapur’da yüzde 49, Çin’de yüzde 26.3, Almanya’da yüzde 23.5, Güney Kore’de yüzde 22.1, ABD’de yüzde 20.6 iken Türkiye’de bu oran sadece yüzde 3.7).

Evran yazısında Sanayi 4.0’ın öneminden bahsetmekte ve Türkiye’nin bu yeni teknolojide treni kaçırmaması gerektiğini savunmaktadır. Ben şahsi olarak sanayi ve teknolojik gelişmelerin takibinden tutunda, onun için yapılan AR-GE çalışmalarında kadar, sanayimizi ve teknolojimizi geliştirecek her türlü adımı doğru bulurum. Ancak Türkiye gerçeğini göz önünde bulundurarak tarım ve hayvancılığın göz ardı edilemeyeceğini savunmaktayım. Birincisi, 80 milyona ulaşmış nüfusumuzun tamamını doyuracak bir sanayi sektörümüz bulunmamaktadır. Ve issizlik oranımız halen çok yüksek. Dolayısıyla bizim tarım sektöründe çalışan herbir bireyimiz sanayi sektöründen çalınmış sayılamayacaktır çünkü hali hazırda milyonlarca insanımız işsiz. Peki ne yapacağız, işe yaramayanı tarıma mı yönlendireceğiz? Kesinlikle değil, tarım ve hayvancılıkta makineleşme ve tesisleşmeyi sağlayacağız. Bunun için gerekli (maddi ve danışmanlık) destekler devletin ilgili kurumları tarafından sağlanmalı. Köylerde muhtarlıklar daha güçlü hale getirilip belediye tarzı hizmet etme birimi haline getirilmeli. Yani maddi durumu iyi olsa da şehirde yaşamasın köyde yaşamayı tercih etsin, ama köyleri yaşanabilecek hale getirmek lazım.

Sanayi devrimini tarımda da geliştirmek lazım. Bazen Youtube’da yurtdışı menşeli videolarda işi çok kolaylaştıran basit mühendislik alet ve edevatlarına rastalamtayım. Dolayısıyla bu ilgili dallarda gerek mühendisler ve gerekse tarımcılıkla ilgi duyan çiftçi çocukları yurtdışında eğitim ve çalışmalara yollanmalı ve model ithalatı sağlanmalı. Her ne kadar tarım ve hayvancılıkla ilgili bir kaç kanal varsa da, çok izlenen kanallarda farklı formatlarda değişik programlar çıkarılmalı. Yani biz iphone üretemiyorsak, domatestende vazgeçmememiz lazım. Ve hem domatesimizi hem iphonumuzu kendimiz üretmeliyiz.

ETİKETLER:
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: