DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 16°C
Az Bulutlu

Sürdürülebilirlik Üzerine: Osman İnan Yazdı

Osman İnan
Kendimden kısaca biraz bahsedecek olursam, 2007 yılında Önder Çiftçi Projesinde staj yaptım, aynı yerde Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümünü 2008 yılında bitirip askere gidene kadar kaldım. 2009 ortalarında askerlik bitince Tarım Ekonomisi Bölümünde yüksek lisansa başladım. Aynı zamanda bir makine üretim şirketinde kalite bölümünde çalıştım ve ayrıca ailemin kendi arazilerinde 2011 yılı sonuna kadar tarım işiyle uğraştım. Bu tarihten 2014 yılı sonuna kadar Tarım ve Orman Bakanlığında uzman mühendis olarak çalıştım. AB ülkeleri ve Türkiye’de tarım ve kırsal kalkınmayla ilgili çalışmalar yaptım. Daha sonra 2016 yılı sonuna kadar kendi arazilerimde ceviz ve kavak yetiştiriciliği yaptım. O tarihten sonra kendi danışmanlık şirketimi kurup, gayrimenkul işine başladım. Bu dönemde yüksek lisansımı tamamladım. Tarım Ekonomisi Bölümünde doktora eğitimine başladım. Bunun yanında tarım işlerine devam etmekteyim. 2014 yılı sonundan beri de kamulaştırma, hukuk ve ceza davalarında bilirkişilik yapmaktayım. Tarım Ekonomisi Derneği, Zir. Müh. Odası ve Buğday derneğine üyeyim.

Sürdürülebilirlik Kavramı Nedir?

Sürdürülebilirlik kelimesinin kökeni Latince ‘subtenir’ kelimesine dayanmakta ve ‘korumak’ veya ‘aşağıdan desteklemek’ anlamlarına geldiği ifade edilmektedir1. Bir diğer tanımda kelime kökenini ingilizce ‘Sustainability’ kelimesine dayandırmakta, sosyal ve ekonomik açıdan kalkınma ve çevreye verilen değeri ifade ettiğini söylemektedir2.

Sürdürülebilirlik kavramının tanımı ve içeriği ile ilgili günümüze kadar pek çok tartışma yaşanmıştır. Birbirinden farklı pek çok bilimsel alanda kullanılan sürdürülebilirlik kavramı, doğal ve beşeri kaynakların ölçülü bir şekilde kullanılmasını hedefleyen süreçleri ifade etmektedir3.

Sürdürülebilirlik kavramı için bir diğer tanımda, en basit anlamıyla doğal kaynaklarının sürekliliğinin devam edilebilir bir şekilde sağlanabilmesi olarak ifade edilmiştir4. Bu tanımlar arasında en kabul göreni olan ve bu alanda ortak olarak kabul edilen tanım, 1987 yılında Ortak Geleceğimiz konulu Brundtland Raporundan yer alan tanımdır. Bu tanıma göre, sürdürülebilirlik, gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama gücünü tehlikeye atmadan günümüz kuşağının ihtiyaçlarının karşılanmasıdır5.

Gıda konusunda bir sürdürülebilirlik konusundan bahsedecek olursak, bu şu şekilde yapılabilir, tarımsal üretimin insan ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde devam ettirilebilmesi, bu yapılırken de toprağın korunması, su kaynaklarının korunması, biyolojik çeşitliliğin korunması, üretim sahalarının korunması gibi tüm üretim faktörlerinin korunarak sonraki nesillerin kullanımına bozulmadan sunulması amaçlanmalıdır.

Sürdürülebilirlik Konuları Nelerdir?

Sürdürülebilirliğin birbiriyle bağlantılı 3 bileşeninden söz edilebilmektedir. Bunlar ekonomik sürdürülebilirlik, çevresel sürdürülebilirlik ve toplumsal sürdürülebilir olarak tanımlanabilmektedir. Bunlar;

Ekonomik Sürdürülebilirlik, Günümüzde benimsenmiş olan iktisadi kalkınma modellerinin hemen hiçbiri çevresel kaliteyi ve doğal kaynakların deformasyonunu dikkate almadan geliştirilmiş modellerdir. İktisadi kalkınmada sınır tanımayan ve ülke ekonomileri arası rekabette kalkınmayı ve kalkınmışlığı belirleyici kriter olarak kabul eden bu modeller kısa dönemli modellerdir. Uzun dönemde çevresel kaliteyi dikkate alan tek kalkınma modeli kaynakların israf edilmeden, optimum kalkınmayı amaçlayan sürdürülebil kalkınma modelidir6. Ekonomik sürdürülebilirlik, firma karı, tasarruflar, ekonomik büyüme, araştırma, geliştirme vb. ekonomik yapıyı ilgilendiren konuları içermektedir.

Çevresel Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilirliğin çevresel boyutu, insanların çevre üstündeki olumsuz etkilerinin azaltılması ve doğanın ve ekosistemlerin korunmasını içermektedir. Bilim ve teknolojideki hızlı gelişmeler, sanayide meydana gelen dev adımlar, giderek artan ve çeşitlenen üretim olanakları insan hayatını kolaylaştıran yünleri olmakla birlikte, bu gelişmeler, giderek artan çevre bozulmalarına, küresel ısınmaya, asit yağmurlarına, artan sera gazlarına, kimyasal atıkların artmasına, ozon deliğinin büyümesine, su ve toprak kirliliğine, orman alanlarının azalmasına ve çölleşmeye sebep olmaktadır. Bu da gerek dünyanın gerekse şirketlerin sürdürülebilirliklerini tehlikeye atmaktadır7. Çevresel Sürdürülebilirlik, doğal kaynakların verimli kullanımı, çevresel yöntemlere dikkat etmek, ekolojik kirlenmeyi önlemek vb. çevreyi ilgilendiren konularda alınacak önlemleri içermektedir.

Toplumsal Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilir kalkınmayı savunanlar, sosyal boyutun sürdürülebilir kalkınma denilen bu yeni oluşumun önemli bir unsuru olduğunun farkına varmışlar ve bu boyutun eskiden beri var olduğunu onaylamışlardır. Sürdürülebilirliğin sosyal boyutu öncelikli olarak insan kalkınması üzerine odaklanmaktadır. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı‟nın, insan kalkınması bölümünde insanların temel ihtiyaçları ve eşitlik ile ilgili bazı bilgiler sunulmuştur8. Toplumsal Sürdürülebilirlik; Gıda ve barınma gibi temel gereksinimlerin sürekli temini yanında güvenlik, eşitlik, sağlık, özgürlük, eğitim, istihdam gibi kültürel ve sosyal zorunluluklarda karşımıza çıkar9. Toplumsal sürdürülebilirlik, yaşam standardının sağlanması ve korunması, eğitimde fırsat eşitliği, toplumun bilinç düzeyi vb. toplumsal yapıyı ilgilendiren konuları içermektedir.

Birde bu 3 temel bileşen olan ekonomik, sosyal ve çevresel sürdürülebilirlik konularının kesiştiği alanlardan söz edilebilmektedir10,11,12.

Çevre-Ekonomisi, çevre ve ekonomi konularının kesiştiği alandır. Çevresel ve ekonomik unsurun kesiştiği yerler; enerji verimliliği, doğal kaynakların kullanımı, sübvansiyon, kaynak verimliliği, yeşil enerji, ürün yönetimi, yazılım ve teknoloji geliştirme vb. çevre ve ekonomi konularının birlikte değerlendirilmesini ilgilendiren çalışmaları içermektedir.

Sosyo-Ekonomik Konular, sosyal ve ekonomik konuların kesiştiği alanda yer almaktadır. Ekonomi ve sosyal unsurun kesiştiği yerler, iş etiği, adil ticaret, işçi haklarını, iş oluşturma becerileri geliştirme, bölgesel ekonomik etki vb. konuları içermektedir.

Sosyo-Çevresel Konular, sosyal ve çevresel konuların kesiştiği alandadır. Çevresel ve sosyal unsurun kesiştiği yerler, yerelde ve küreselde çevresel adalet, sağlık ve güvenlik, iklim değişikliği, çevre yasası vb. konuları  içermektedir.

Sürdürülebilirliğin Tarihsel Gelişimi Nasıl Olmuştur?

Sürdürülebilirlik kavramının ilk olarak nerede ve nasıl kullanıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, sürdürülebilirlik düşüncesinin ortaya çıkış ve gelişimi Ortaçağ’a13 hatta eski Yunan mitolojisine kadar götürülebilmektedir. Sürdürülebilirliğin, belirli bir nosyon olarak tarım, ormanlar ve balıkçılık gibi yenilenebilir kaynaklar konusunda ortaya çıktığı görülmektedir14.

Sürdürülebilirlik düşüncesinin 19. yüzyıl başlarında literatürde somut olarak kendini göstermeye başladığı söylenebilir15. Ekonomik faaliyetleri yürütürken gelecek kuşakları da düşünerek, kaynakların ve doğanın devamlılığını göze alan düşünceyi de kapsayarak küresel bir bilinç haline gelmesi; devletlerin, işletmelerin ve toplumların sürdürülebilir politikaları takip etmeleri geçmişten günümüze düzenlenmiş olan uluslararası toplantılar ve çalışmalar sonucunda olmuştur16.

Stockholm Çevre ve İnsan konferansı Konferansı, (1972); çevrenin korunması ve geliştirilmesi konularının ilk defa ele alındığı platform olması özelliği ile önemli bir yer teşkil etmektedir (Günal 2019). Stockholm Konferansı görüşmelerinin sonucunda, çevrede oluşan tahribatın en büyük nedeninin gelişen ülkelerde sanayileşmenin, gelişmekte olan ülkelerde ise gelişmişlik seviyelerinin düşüklüğünden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bu sonuç ışığında gelişmekte olan ülkelerin kalkınmaya çaba sarf etmesi ve bunu gerçekleştirirken çevreye zarar vermeden yapması gerektiği yargısı ortaya çıkmıştır17.

Birleşmiş Milletler (BM) Çevre Programı ve Dünya Koruma Stratejisi, (1980);  sürdürülebilir bir topluma ulaşmak için koruma ve geliştirme düşüncesinin birlikte ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Ekolojik süreçlerin korunması, Kaynakların sürdürülebilir kullanımı ve Genetik çeşitliliğin korunması öncelikleri belirlenerek ekolojik bir yaklaşımla sürdürülebilirlik sağlanabilmesi hedeflenmiştir.

Ortak Geleceğimiz (Brundtland) Raporu (1987); Günümüzde kullanılan en geçerli sürdürülebilir kalkınma tanımı yapılmıştır. Sürdürülebilir kalkınmanın ana amaçları; Büyümeyi canlandırmak, Büyümenin şeklini değiştirmek, İş, yiyecek, enerji, su ve sağlık hizmetleri için gerekli temel ihtiyaçların karşılanması, Sürdürülebilir bir nüfus düzeyi sağlamak, Kaynak tabanını korumak ve arttırmak, Teknolojiyi yeniden yönlendirmek ve riski yönetmek, Karar sürecinde çevre ve ekonomiyi birleştirmek olarak belirlenmiştir18.

Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı (UNCED) (Rio de Janeiro, 1992);  doğal kaynakların bilinçli kullanılması için bütün ülkelerin işbirliğinde, yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının, sektörlerin ortak çalışmalar yapmasına karar verilmiştir19. Bunun sonucunda, 21. yüzyıl odağında Gündem 21 olarak isimlendirilen sosyal ve ekonomik konular; Sürdürülebilir kalkınma açısından doğal kaynakların korunması; Yetkili oluşumların varlıklarının güçlendirilmesi; sürdürülebilirlik konularının uygulamasını içeren 4 başlıkta bir eylem planı oluşturulmuş ve kabul edilmiştir20.

Avrupa Birliği 5. Eylem Programı (1992); Avrupa Birliği, 1992 yılında ‘Sürdürülebilirliğe Doğru’ olarak da adlandırılan 5. Eylem Programı’nı kabul etmiştir. Bu çalışmanın en belirgin özelliği, yerel yönetimleri bir hükümet ortağı olarak gören ilk program olmasıdır. Yerel yönetimler, başlıca aktörler olarak görülmekle kalmamış, birçok sorumluluğun yalnızca yerel yönetimler tarafından uygulanabileceği kabul edilmiştir21.

Sürdürülebilir Gelişme Komisyonu (1993); Rio zirvesinde kabul edilmiş olan Gündem 21 eylem planının ilke ve hükümlerin hayata geçirilmesinin etkin bir biçimde izlenmesini sağlamak, uluslararası işbirliğini güçlendirmek, çevre ve gelişme konularının bütünleştirilmesine yönelik hükümetler arası karar verme kapasitesini arttırmak ve Gündem 21’in ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde uygulanmasına yönelik gelişmeleri incelemek üzere çalışmalar yapılmıştır22.

Birleşmiş Milletler Nüfus ve Kalkınma Konferansı (Kahire, 1995); Sürdürülebilir Gelişmenin ve bütün insanlar için daha yüksek bir yaşam kalitesinin başarılması için Devletler, gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama olanağını tehlikeye atmadan, şimdiki kuşakların ihtiyacını karşılamak amacıyla nüfusa ilişkin politikalar dahil olmak üzere, gerekli politikaları uygulamaya koymalı, sürdürülemez üretim ve tüketim biçimlerini azaltmalı veya ortadan kaldırmalıdır hükmü kararı alınmıştır23.

Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Konferansı-Habitat II (İstanbul, 1996); demokratik, insan haklarına saygılı, şeffaf, katılımcı ve halka hesap veren yönetimler ile sivil toplumun etkin katılımının, Sürdürülebilir Gelişmenin gerçekleşmesinde temel etmenler olduğu belirtilmiştir. Bunun yanında, Sürdürülebilir Gelişmenin insan yerleşimlerinin gelişimi için zorunlu olduğu; çevre koruma, toplumsal kalkınma ve ekonomik büyümenin gerekleri ve ihtiyaçlarına gereken önemi vermektedir. İnsan yerleşimleri sürdürülebilir gelişme ilkeleri göz önünde bulundurularak planlanmış, geliştirilmiş ve iyileştirilmiş olmalıdır hükmü kararı verilmiştir24.

Rio + 5 Forumu (New York, 1997); 1992 Rio Konferansında alınan kararların istenen düzeylerde uygulanmamış ve yeterli sonuçları vermediği ortaya çıkartılmıştır. 1997 zirvesinde daha verimli sonuçlar almak adına somut adımlar atılmasına karar verilmiştir. Bu doğrultuda tüm ülkelerin Ulusal Gündem 21’lerini ve sürdürülebilir kalkınma için eylem planlarını hazırlamaları kararına varılmıştır25.

Sürdürülebilir Gelişme Konferansı (Johannesburg, 2002); alınan kararların en önemlisi; yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması, sosyal sorumlulukların arttırılması, ekosisteme zarar verecek uygulamaların azaltılması gibi unsurlar için eylem planı oluşturarak Ulusal Sürdürülebilir Kalkınma stratejisi uygulamalarına başlamak kararıdır26. Sürdürülebilir Kalkınma Göstergeleri; Su kaynak ve talep yönetiminin bütünleşik olarak geliştirilmesi, Enerji talep yönetimi ve iklim değişikliği etkilerinin azaltılması, Uygun ulaşım yöntemleri ile sürdürülebilir ulaşımın sağlanması, Sürdürülebilir turizmin teşvik edilmesi, Sürdürülebilir tarım ve kırsal kalkınmanın teşvik edilmesi, Sürdürülebilir kentsel kalkınmanın teşvik edilmesi, Deniz ve kıyı alanlarının sürdürülebilir bozulmasının önlenmesi için acil yönetim planlarının hazırlanması, Ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde sürdürülebilir kalkınma için dayanışma, taahhüt ve finansın güçlendirilmesi, İnsan gücü ve aktörlerin ilgisini ve katılımı artırma, güçlendirme, araştırma, eğitim, uygulama ve farkındalığın artması olarak sayılmaktadır.

Kyoto Protokolü 1997 Zirve, 2005 Yürürlüğe giriş; Aralık 1997’de Japonya’nın Kyoto şehrinde görüşülmüş, 16 Mart 1998’de imzaya açılmış ve 15 Mart 1999’da son halini almıştır. Rusya’nın 18 Kasım 2004’te katılmasıyla 90 gün sonra 16 Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kyoto Protokolü şu anda yeryüzündeki 160 ülkeyi ve sera gazı salımının %55’inden fazlasını kapsamaktadır. Kyoto Protokolü ile devreye girecek önlemler, pahalı yatırımlar gerektirmektedir.

Sözleşmeye göre; Atmosfere salınan sera gazı miktarı %5’e çekilecek; Endüstriden, motorlu taşıtlardan, ısıtmadan kaynaklanan sera gazı miktarını azaltmaya yönelik mevzuat yeniden düzenlenecek; Daha az enerji ile ısınma, daha az enerji tüketen araçlarla uzun yol alma, daha az enerji tüketen teknoloji sistemlerini endüstriye yerleştirme sağlanacak, ulaşımda, çöp depolamada çevrecilik temel ilke olacak; Atmosfere bırakılan metan ve karbon dioksit oranının düşürülmesi için alternatif enerji kaynaklarına yönelinecek; Fosil yakıtlar yerine örneğin bio dizel yakıt kullanılacak; Çimento, demir-çelik ve kireç fabrikaları gibi yüksek enerji tüketen işletmelerde atık işlemleri yeniden düzenlenecek; Termik santrallerde daha az karbon çıkartan sistemler, teknolojiler devreye sokulacak; Güneş enerjisinin önü açılacak, nükleer enerjide karbon sıfır olduğu için dünyada bu enerji ön plana çıkarılacak; Fazla yakıt tüketen ve fazla karbon üretenden daha fazla vergi alınacaktır27.

Rio + 20 Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı (2012); daha çok yeşil ekonomi kavramı üzerinde durulmuştur. Kavram, ekolojik dengenin korunmasını ve ekonomik faaliyetlerde bunun gözetilmesini esas almaktadır. Birleşmiş Milletler Çevre Programı; yenilenebilir enerji, düşük karbon emisyonlu ulaşım, enerji verimliliğine sahip binalar, temiz teknolojiler, gelişmiş atık yönetimi, temiz içme suyu, sürdürülebilir tarım, ormancılık ve balıkçılık gibi bazı alanlara ve sektörlere ağırlık vermektedir28.

Paris İklim Zirvesi (2015); Ortak Fakat Farklılaştırılmış Sorumluk İlkesi ve azaltım kapasitesi (respective capability) esasına göre tüm ülkelerin Ulusal Katkılarını (INDCs) sunmaları beklenmiştir. Buna göre, gelişmiş ülkelerin bir baz yılına göre mutlak azaltım hedefi alacağı beklenirken, gelişmekte olan ülkelerin Ulusal Katkılarının ise emisyon ya da enerji yoğunluklarında iyileşme, mevcut senaryonun altına indirme ya da yenilenebilir enerji hedefi gibi çeşitli yükümlülükler alması beklenmiştir29. Zirve 2020 sonrası iklim değişikliği rejiminin çerçevesini oluşturan Paris Anlaşması ile sona ermiştir. Buna göre;  tüm ülkelerin katkılarına dayanacak bir sistem öngörülmüştür. İklim değişikliğiyle mücadelede gelişmiş/gelişmekte olan ülke sınıflandırmasına ve tüm ülkelerin ‘ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ve göreceli kabiliyetler’ ilkesi ile sorumluluk üstlenmesi anlayışına dayandırılmıştır. Gelişmiş/gelişmekte olan ülke sınıflandırmasının yapılabilmesi için bir kıstas belirlenmemiş; herhangi bir farklılaştırmaya da gidilmemiştir.

Anlaşma, 2020 sonrası süreçte, iklim değişikliği tehlikesine karşı küresel sosyo/ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesini hedeflemektedir. Anlaşması’nın uzun dönemli hedefi, endüstriyelleşme öncesi döneme kıyasen küresel sıcaklık artışının 2°C’nin olabildiğince altında tutulmasıdır. Bu hedef fosil yakıt (petrol, kömür) kullanımının tedricen azaltılarak, yenilenebilir enerjiye yönelmeyi gerektirmektedir.

İklim değişikliği ile mücadele bağlamında Anlaşma, ulusal katkılar, azaltım, uyum, kayıp/zarar, finansman, teknoloji geliştirme ve transferi, kapasite geliştirme, şeffaflık, durum değerlendirmesi konularına ilişkin uygulamam modaliteleri belirlenmek üzere bir çerçeve oluşturmuştur30.

Anlaşma, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine maruz kalan ülkelerin uyum ve direnç kabiliyetlerinin artırılması ile sera gazı emisyon azaltım kapasitelerinin yükseltilmesi amacıyla öncelikle gelişmiş ülkelerin, En Az gelişmiş Ülkeler ve Küçük Ada Devletleri başta olmak üzere, ihtiyacı olan gelişmekte olan ülkelere finansman, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme imkanları sağlamaları öngörmektedir30.

Emisyon azaltımı hususunda Anlaşma, gelişmiş ülkelerin mutlak emisyon azaltımı hedeflerini sürdürmeleri; gelişmekte olan ülkelerin ise emisyon azaltımı hedeflerini yükselterek farklı milli koşulları uyarınca, zaman içinde tüm sektörleri kapsayacak yeni, artırılmış hedefler benimsemelerini telkin etmektedir30.

KAYNAKLAR

1 MUSCOE M (1995). A Sustainable Community Profile. Places. 9(3). 4.

2 ÜYE E (2019). Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerde Sürdürülebilirlik Uygulamaları: İzmir İline Yönelik Bir Araştırma. Yaşar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası Ticaret ve Finans Anabilim Dalı. İzmir 2019.

3 TIRAŞ H (2002). Sürdürülebilir kalkınma ve Çevre: teorik Bir İnceleme. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İktisadi ve idari Bilimler Fakültesi Dergisi. Cilt:2. Sayı:2. 2002. Ss 57-73.

4 GLADWİN T,  KENNELY J ve KRAUSE S T (1995). Shifting Paradigms for Sustainable Development: Implications of Management Theory and Research. Academy of Management Review. Vol:20. No:4. 874-904.

5 WCED (1987). Report of World Commission on Environmentel and Development. Development and İnternational Economic Co-Operation. 1987.

6 GÜRLÜK S (2011). Dünyada ve Türkiye’de Kırsal Kalkınma ve Sürdürülebilir Kalkınma. Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi. Cilt: 19. Sayı:4.

7 EŞ A (2008). Sürdürülebilirlik ve Firma Düzeyinde Sürdürülebilirlik Performans Ölçümü. Yüksek Lisans Tezi. T.C. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Haziran–2008.

8 HARRİS J M (2000). Basic Principles of Sustainable Development. Global Development and Environment Institute Working Paper. No. 00-04. Tufts University. USA.

9 EŞ A (2008). Sürdürülebilirlik ve Firma Düzeyinde Sürdürülebilirlik Performans Ölçümü. Yüksek Lisans Tezi. T.C. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Haziran–2008.

10 BIST (2015). Şirketler İçin Sürdürülebilirlik Rehberi. http://www.borsaistanbul.com/endeksler

11 GÜLER R (2018). Sürdürülebilirlik, Çevresel Riskler ve Çevre Muhasebesi Arasındaki İlişkinin Tespiti: Erzurum İlinde Bir Araştırma. Yüksel Lisans Tezi. Bayburt Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü işletme Anabilim Dalı. Ekim-2018 Bayburt.

12 GÜNER U (2020). Çevresel Sürdürülebilirlik. Trakya Üniversitesi Fen Fakültesi. Biyoloji Bölümü.  https://play.google.com/books/reader?id=g9rNDwAAQBAJ&hl=tr&pg=GBS.PT13

13 CAMPBELL S (1996). Green Cities, Growing Cities, Just Cities? Urban Planning and the Contradictions of Sustainable Development. Journal of the American Planning Association. Vol. 62. No. 3. Summer. ss. 296-311.

14 LELE SHARACHANDRA M. (1988). The Concept of Sustainablity. Paper presented at the Interdisciplinary Conference on Natural Resource Modelling and Analysis.

15 BOZLOĞAN R (2010). Sürdürülebilir Gelişme Düşüncesinin Tarihsel Arka Planı. Sosyal Siyaset Konferansları Dergisi. 2010. Cilt: 0. Sayı 50.

16 PAKER Y (2018). Çevresel Sürdürülebilirlik ve Tedarik Zincirinde Çevresel Sürdürülebilirlik Performansının Ölçülmesi. Yüksek Lisans Tezi. T. C. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilimdalı Üretim Yönetimi ve Endüstri İşletmeciliği Programı. İzmir 2018.

17 UNİTED NATİONS (1972). UN Stockholm Environment Declaration. Stockholm: UN.

18 WCED (1987). Report of World Commission on Environmentel and Development. Development and İnternational Economic Co-Operation. 1987.

19 GÜNAL D (2019). Aile İşletmelerinin Sürdürülebilirlik Süreci Üzerine Bir Araştırma. Yüksek Lisans Tezi. T.C. Marmara üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı Sürdürülebilir Büyüme ve Kalite Yönetimi Bilim Dalı. İstanbul 2019.

20 UNİTED NATİONS (1992a). Rio Declaration. Rio: UN.

21 BOZLOĞAN R (2010). Sürdürülebilir Gelişme Düşüncesinin Tarihsel Arka Planı. Sosyal Siyaset Konferansları Dergisi. 2010. Cilt: 0. Sayı 50.

22 UNİTED NATİONS (1992b). Çevre ve Kalkınma Konferansı: Gündem 21. 38. Ss 11-13.

23 UNİTED NATİONS (1995). Nüfus ve Kalkınma Konferansı: Kahire Eylem Planı. Ss 8-10.

24 UNİTED NATİONS (1996), Conference on Human Settlements (Habitat II): Habitat Agenda: Goals and Principles. Istanbul.

25 ARAT G, TÜRKEŞ M ve SANER E. (2002). Vizyon 2023: Bilim ve Teknoloji Stratejileri Teknoloji Öngörü Projesi. Çevre ve Sürdürülebilir Kalkınma Paneli. Uluslararası Sözleşmeler Ön Raporu. Ankara. TÜBİTAK.

26 WORLD SUMMİT ON SUSTAİNABLE DEVELOPMENT (2002). World Summit on Sustainable Development implementation report. Johannesburg. WSSD.

27 UNİTED NATİONS (1998) Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Kyoto Protokolü. Milletler Arası Sözleşme. https://webdosya.csb.gov.tr/db/iklim/editordosya/kyoto_protokol.pdf Erişim Tarihi: 11.04.2020.

28 ÖZÇAĞ M ve HOTUNLUOĞLU H (2015). Kalkınma Anlayışında Yeni Bir Boyut: Yeşil Ekonomi. Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. Cilt:13. Sayı:2. 2015. Ss. 303-324.

29 KARAKAYA E ve SOFUOĞLU E (2015). İklim Değişikliği Müzakerelerine Bir Bakış: 2015 Paris İklim Zirvesi. International Symposium on Eurasia Energy Issiues 28-30 May 2015. İzmir. Turkey.

 

30 ANONİM (2020). T.C. Dış İşleri Bakanlığı. http://www.mfa.gov.tr/paris-anlasmasi.tr.mfa Erişim Tarihi: 11.04.2020.

 

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: