Sürdürülebilirlik Kocaman Bir Yalan mı: Dünyanın Sonu Hayvanlarla mı Gelecek?

Sürdürülebilirlik Kocaman Bir Yalan mı: Dünyanın Sonu Hayvanlarla mı Gelecek?

Film Analizi: Cowspiracy: The Sustainability Secret (Hayvancılık Komplosu: Sürdürülebilirliğin Sırrı)

Sürdürülebilir tarım ülkelerin ve uluslararası çevre örgütlerinin çevre ve iklim değişikliğinde en önemli gündem maddelerinden biridir. “Cowspiracy: The Sustainability Secret” 2014’te Amerika Birleşik Devletlerinde çekilmiş ve bir kişinin çevre duyarlılığı adına yaşadığı değişimi anlatan bir belgesel filmdir. İngilizce bilenler filmin mesajını az çok anlayabilecekler. “Cowspiracy” üzerinde oynanmış bir kelimedir kelimenin asli “Conspiracy” yani komplodur. Daha çok Conspiracy theory olarak Komplo teorisi anlamında kullanılır. Yapılan şey “Conspricay” daki ilk üç harf olan “Con” u “Cow” ile yani inek ile değiştirmişlerdir. Zaten burdadan da anlaşılacağı üzere hayvancılığın bir komplo olduğu mesajı verilmiştir.

Belgesel şuana kadar iklim değişikliği ile ilgili duyduğumuz şeylerin tamamen mit olduğunu ve sera gazı olarak bilinen iklim değişikliği nedeninin fossil yakıtlardan veya endüstriden kaynaklanmadığını en büyük etmenin yenilmek üzere yetiştirilen hayvanlardan kaynaklandığını öne sürmektedir. Hayvanların evcilleştirilmesinin ve çiftlik hayvancılığının insanlığın sonunu getireceğini savunmaktadır. Ayrıca ABD’de Çevre ile ilgili hükümet
kurumların ve sivil toplum kurumlarının bunu bildiğini ancak kastı bir şekilde bunu dile getirmediğini savunur. Bunun tezi olarak hayvancılık lobilerini ve insan alışkanlıklarının zor değişmesini görmektedir.

Filmde birçok istatistik verilmiştir. Ve iddiasına göre bugün itibariyle elektrik, petrol ve endüstri üretimini bile durdursak sadece hayvan yetiştiriciliğin yine 2030’lara kadar dünyanın ulaşması gereken sera gazına ulaşacağını savunur. Film delillerini Birleşmiş Milletler’in Çevre ile ilgili raporlardan aldığını söylemektedir. Filmde Greenpeace ve diğer birçok Çevre örgütünün bu konuyu konuşmak bile istemediklerini savunmakta ve tüm randevu taleplerinin reddedildiğini hatta filmi çekmek için aldığı maddi desteğin filmin yarısında kesildiğini dolayısıyla sandürlendiğini savunmaktadır.

Filmde verilen istatistiklerin analizi daha sonra bir çok mecrada yapıldı ve bu filme katılan çok kişi olmakla beraber istatistikleri manüpile ettiği ve sadece bir tarafını verdiğini savundu. Benim kendi görüşüm film duyarlılık ve farkındalık oluşturması bakımından izlenmesi gereken bir film, ancak ormanların yok olmasından tutunda çevre ile ilgili her türlü felaketin en büyük nedeninin hayvancılık olarak gösterilmesi çok mantıklı gelmedi.
Kendisine getirilebilecek diğer bir eleştiri ise sansürlenmiş imajı vermesi. Benim filmde anladığım kadarıyla insanların onunla bu konuyu konuşmak istememesi veya çok dikkate almamaları söylediği faktörün (hayvancılık) çok önemli olarak algılanmamış olmasıdır ve bundan ötürü çok bilgi sahibi olmamalarıdır. Düşünün ki istatistiklerle dünyanın sonunun sadece kağıt israfıyla geleceğini savunan bir insan gelse bunun dediklerini ne kadar tartışabilir veya ne kadar hayata geçirebilirsiniz. Ayrıca hayvancılık lobisini suçlaması ve endüstrinin petrolün etkisinin çok düşük olarak gösterilmesi “sende bu lobi tarafından yetiştirilmiş olmayasın” cümlesini dedirtiyor.

Kendiside Vegan olan ve Veganlığa geçişi savunan film karakteri Kip Andersen duyarlılık açısından iyi bir film çıkarmışsada sözü izledikten sonra kendi araştırmamıza ve analizimize bırakmak en iyisi. Film iyi mi kötü mü onu kendiniz izleyerek karar verebilrsiniz ancak dileğimiz bu tür konularda Türkiye’den de bazı filmler görmemiz. Aklımızla dalga geçen İvedikler, Vadiler, Arifler ve Eyvahlarla değilde aklımızı çalıştırmayı gerektiren filmlerile buluşmak üzere.İyi Seyirler.