Şeker Fabrikalarının Özelleştirilmesine Alternatifler ve Öneriler

Şeker Fabrikalarının Özelleştirilmesine Alternatifler ve Öneriler

Günlerdir Türkiye’nin gündemini şeker fabrikalarının özelleştirilme haberleri meşgul etmektedir. Ki bence son derece haklı bir meşgale. Kamuoyunun özelleştrme konusunda bu kadar hassas olması şahsen beni çok mutlu etti. Tepkiler sadece siyasi görüşe göre şekillenmemiş her kesim şeker fabrikalarının neden özelleşeceği, özelleştirme yapmadan devletin bunları yönetip yönetemeyeceğine dair bilgi toplamaya çalışıyor. Hatta Twitter’da özelleştirme haberleri yer aldığından beri farklı etiketlerle özelleştirmeye karşı tepkiler dile getiriliyor.

Dünyanın en büyük şeker üreticilerinden olan Cargill Grubu ve Turkiye’deki ortağı Ülker grubu haber sitelerinde lobicilik yapmak ve hükümeti aldatmayla suçlanırken, muhalif kesim bu özelleştirmenin Türkiye’deki şeker pancarı çiftçilere ciddi zarar vereceğini savunmaktadır. Hükümet şeker fabrikalarının zarar ettiğini ve özelleştirmeyle aslında gerçek işlevlerine döneceklerini ve çiftçinin mağdur değil karlı çıkacağını dile getirmektedir.

İHA’da yer alan habere göre Türkiye dünyanın en pahalı şekerini tüketen ülkeler arasında yer almakta ve bunun en büyük sebebinin uertim maliyetleri ve nişasta bazlı şekere uygulanan kota yer almakta. Şekeri pahalı tükettiğimiz, şeker pancari çifticimizin zaten bu işten iyi gelir sağlamadığı ve bize yetecek kadar şeker üretmediğimiz bir gerçek. Peki Özelleştirme yapılmalı mı? Yapılsa bile çiftçiyi ve ülke ekonomisini nasıl koruyabiliriz? Siyasilerin, sendikaların, üreticilerin ve halkın bu iki soru üzerinde yoğunlaşması lazım.

Çözüm Önerileri

1) Gerek şeker fabrikaları gereksede diğer tüm devlet destekli firmalar (Çaykur, THY, TRT, AA, Türkiye Patrol vs) kar amacı ve kamu yararı arasındaki dengeyi kurarak hem kar edebilen hemde ülkeye katma değer kazandıran kurumlara çevrilmeli. İşe alımlar, şirket politikaları ve yönetim tamamen lıyakata dayalı hale çevrilip katma değerli firmalara çevrilmeleri. Geçenlerde okuduğum habere göre FETO’den dolayı kayyum atanan firmaların birçoğu kar etmeye devam ediyor ve yatırımları genişletiyor. Bu sistemlerin incelenmesi ve profesyonel destek alınması devlet iştiraklı firmaların hem kamuya yarar sağlanması sağlanacak hemde zarar etmekten kurtarılacak.

2) Kooperatiflerin desteklenerek daha şeffaf ve vizyonlu hale çevrilmesi. Kooperatifler aslında çok büyük hedeflerle Türkiye’de yaygınlaştı ve bu işi başaran bazı kooperatifler varken bazılarıda pek başarı sağlayamamıştır. Ancak Konya Şeker ve Torku örnekleri aslında başarılı kooperatiflerin olabileceğine işaret etmektedir. Kooperatiflere devletin maddi ve danışmanlık desteği vermesiyle satılması planlanan şeker fabrikaları varolan şekerle ilgili kooperatiflere satılabilirler.

3) Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri’ne destek vererek bu özelleştirmenin oraya yapılması.

4) Özelleştirmede devlerin yine %49’lük payının saklı tutulması ve böylece hem devlet söz hakkı olmaya sahip olabilecek hemde ilerde kar eden (veya daha fazla kar eden) firmalara dönüşmesi halinde devlet kasasına vergi dışı gelir artmış olacak.

Kısacası özelleştirme eğer zorunluysa özelleştirmenin neden zorunlu olduğu, hangi şartlar altında yapılacağı, ve çiftçinin haklarının korunup korunmaycağı kamuoyuna açıklanmalı. Varolan problemler rapor haline getirilip devletin kendi bünyesi altında bu firmaları tutarak iyileştirme yapıp yamayacağı araştırılmalı eğer devlet varolan problemlere çözüm üretebiliyorsa özelleştirme yerine problemleri çözme yoluna gitmesi ülkenin daha büyük menfaatine olacaktır.